Beşinci nesil nerede çalışacak?
02 Temmuz 2008
İş nedir? Bize öğrettiklerine göre bir kuvvet uyguladığımız cismin hareket mesafesi ile kuvvetin çarpımına iş denir.
Bu durumda sabahtan akşama kadar bir kayayı itseniz ve neticede 1 santim dahi oynatamazsanız, yaptığınız iş değildir. Terlediğiniz ile kalırsınız.
Elbette her kavramı fizik dünyasının doğruları ile açıklamak mümkün değil. Neticede profesyonel yaşamda bir kişiden o kayayı itmesini istiyorsanız, pekâlâ bir insan kuvvetinin buna yeterli olmayacağını biliyorsunuzdur. Bu durumda her ne kadar kaya yerinden oynamamış olsa dahi, paşa paşa o kişi parasını sizden isteyecektir. Aynen kamu kuruluşlarında olduğu gibi.
Bir zamanlar iş denince sabah 8’den başlayıp akşam 5’ya kadar uzanan bir mesai süreci akla gelirdi. Çoğu özel sektör çalışanlarının, kamu kurumlarında çalışanlardan pek farkı yoktu. Akşam saat altı olduğu zaman anında defterler veya bilgisayarlar kapatılır, sanki bir başkası yapacakmış gibi işler ertesi güne bırakılırdı. Rekabetin küresel olarak yaşanmadığı bir ortamda şirketler halen büyük karlılıklarla çalışmaya devam edebilirdi. Sonra ne oldu? Yurtdışında piyasaya sürülen bir üründen anında haber alır olduk. Daha kaliteli otomobiller, daha kaliteli ev eşyaları ve daha kaliteli hizmet bekler olduk. Ve bunların bazısını yurtdışından gelen firmalar bize daha iyi sunmaya başladılar. Artık standart çalışan profili işletmeler için yeterli değil.
Günümüzde bambaşka bir neslin yetiştiği ve bu kişilerin “iş” kavramına daha farklı bir anlam yükledikleri yadsınamaz bir gerçek. Teknoloji ile birlikte büyüyen bu gençler, daha rahat bir çalışma ortamı özlemi içerisindeler. Üstelik rol model olarak aldıkları çalışma alanları genelde uluslar arası firmalar. Home Office, esnek mesai saatleri, uzaktan çalışma gibi kavramlara yabancı değiller. Dahası, iyi para teklif edilse dahi, sabahtan akşama kadar standart bir işi yapmaya pek razı gelmezler. Yeni nesil, işten keyif almak ve iş yerine daha fazlasını vermek istiyor. Tabii bu katılımcılığın karşılığını da almak istiyorlar. Teknolojiyi kendi hayatında, iş yerinde bulduğundan çok daha fazla kullananların motivasyonları ve işe bakış açıları kötü oluyor.
Peki, bu durumda ne yapmak lazım? Sitemizde geleceğin personelleri ile ilgili oldukça enteresan bir analiz bulacaksınız. Hayatında teknolojiyi daha fazla kullanan beşinci neslin çalışmayla ilgili bakış açılarını anlamakta yarar var. Kurumlar kendi kültürlerinden değişiklik yapmaktan çekinmemeliler. Aksi halde genç neslin dominant olduğu uluslar arası kurumların rekabeti ile baş edemeyecekler.
İş nedir? Bize öğrettiklerine göre bir kuvvet uyguladığımız cismin hareket mesafesi ile kuvvetin çarpımına iş denir.
Bu durumda sabahtan akşama kadar bir kayayı itseniz ve neticede 1 santim dahi oynatamazsanız, yaptığınız iş değildir. Terlediğiniz ile kalırsınız.
Elbette her kavramı fizik dünyasının doğruları ile açıklamak mümkün değil. Neticede profesyonel yaşamda bir kişiden o kayayı itmesini istiyorsanız, pekâlâ bir insan kuvvetinin buna yeterli olmayacağını biliyorsunuzdur. Bu durumda her ne kadar kaya yerinden oynamamış olsa dahi, paşa paşa o kişi parasını sizden isteyecektir. Aynen kamu kuruluşlarında olduğu gibi.
Bir zamanlar iş denince sabah 8’den başlayıp akşam 5’ya kadar uzanan bir mesai süreci akla gelirdi. Çoğu özel sektör çalışanlarının, kamu kurumlarında çalışanlardan pek farkı yoktu. Akşam saat altı olduğu zaman anında defterler veya bilgisayarlar kapatılır, sanki bir başkası yapacakmış gibi işler ertesi güne bırakılırdı. Rekabetin küresel olarak yaşanmadığı bir ortamda şirketler halen büyük karlılıklarla çalışmaya devam edebilirdi. Sonra ne oldu? Yurtdışında piyasaya sürülen bir üründen anında haber alır olduk. Daha kaliteli otomobiller, daha kaliteli ev eşyaları ve daha kaliteli hizmet bekler olduk. Ve bunların bazısını yurtdışından gelen firmalar bize daha iyi sunmaya başladılar. Artık standart çalışan profili işletmeler için yeterli değil.
Günümüzde bambaşka bir neslin yetiştiği ve bu kişilerin “iş” kavramına daha farklı bir anlam yükledikleri yadsınamaz bir gerçek. Teknoloji ile birlikte büyüyen bu gençler, daha rahat bir çalışma ortamı özlemi içerisindeler. Üstelik rol model olarak aldıkları çalışma alanları genelde uluslar arası firmalar. Home Office, esnek mesai saatleri, uzaktan çalışma gibi kavramlara yabancı değiller. Dahası, iyi para teklif edilse dahi, sabahtan akşama kadar standart bir işi yapmaya pek razı gelmezler. Yeni nesil, işten keyif almak ve iş yerine daha fazlasını vermek istiyor. Tabii bu katılımcılığın karşılığını da almak istiyorlar. Teknolojiyi kendi hayatında, iş yerinde bulduğundan çok daha fazla kullananların motivasyonları ve işe bakış açıları kötü oluyor.
Peki, bu durumda ne yapmak lazım? Sitemizde geleceğin personelleri ile ilgili oldukça enteresan bir analiz bulacaksınız. Hayatında teknolojiyi daha fazla kullanan beşinci neslin çalışmayla ilgili bakış açılarını anlamakta yarar var. Kurumlar kendi kültürlerinden değişiklik yapmaktan çekinmemeliler. Aksi halde genç neslin dominant olduğu uluslar arası kurumların rekabeti ile baş edemeyecekler.
Henüz yorum yapılmamış.



