Facebook, yeniden!
15 Haziran 2009
ABD’de de Türkiye’deki gibi kamu kurumlarının alımlarını kolaylaştıran, toptan alımlarla maliyeti düşürmeye çalışan, Devlet Malzeme Ofisi benzeri kuruluş var:
General Services Administration (GSA) isimli. Şu farkla ki, GSA, Silahlı Kuvvetler dahil, bütçesini parlamentodan alan her kurum ve kuruluşun oturduğu binanın sahibi! Ayrıca mal ve hizmetler ve bu arada bilgisayar dahil her türlü IT donanımı ve yazılı mı bu kurum aracılığıyla satın alınıyor.
GSA’nin kamu kurumlarına sağladığı fiyatları mukayese ederseniz, ABD’de yasama, yargılama ve yürütme organlarının yazılıma kimi zacman öğrenci fiyatıyla sahip olduğunu görürsünüz. Bilgisayarlar da öyle. Piyasada 8 bin dolara satılan 8-çekirdekli bir Mac, alımını GSA listesinden yapan bir kamu kurumuna 6 bin dolara geliyor!
Tasarrufun böylesine yüksek olmasının birinci sebebi, eğer GSA bir kurumla anlaşma yapar ve onu listesine alırsa, bu, o kurumun satışlarında belirli bir düzeyin yıl boyunca garanti edileceği anlamına geliyor. Hele içinde bulunduğumuz kredi bunalımı döneminde, devlet “Bütçede para kalmadı, artık alım yapamayacağım!” demeyeceğine göre, müşterilerin bütçeden sağlanan tahsisatlarının garanti olması, firmalara sürekli bir nakit akışı teminatı sağlıyor. Ayrıca ABD’de alımlarını GSA listesindeki firmalardan yapan kamu kurumlarının alım gücü o kadar yüksek ve her türlü malî krize rağmen o kadar sürekli ki, GSA listesine girmek demek, bir firma için çok önemli bir aşamaya ulaşmak demek. Bu noktadan sonra firmaya düşen görev, GSA listesinde olduğunu tek tek kamu kurumlarına duyurmak, muhtemel müşterilerini bu listedeki rakiplerine göre daha kaliteli mal veya hizmet sunduğunu veya aynı fiyatla daha yüksek kalite sağladığına ikna etmekten ibaret. Evet yolun bundan sonraki bölümü hiç de kolay değil; ama GSA listesine girememiş yüzlerce rakibe göre daha avantajlı bir durumda bulunduğunuz da bir gerçek.
GSA, Facebook ile anlaştı. Böylece, Flickr, YouTube, Twitter, Vimeo ve blip.tv ile yapılan anlaşmalar da dahil, Web 2.0 türü hizmet siteleriyle servis anlaşmalarının tamamlanmış olduğunu açıkladı. Parasal bir kazanç peşinde olmayan kamu kurumları ile ve hizmetlerini parayla satmayan Web 2.0 türü hizmet kurumları arasında GSA’nin ne gibi bir rolü olabilir?
Sosyal ağ sitelerinin, müşterileri arasında çok sayıda kamu kurumu zaten vardı; Beyaz Saray’dan, Amerika’nın Sesi Radyo/Televizyonuna kadar, hemen hemen bütün kamu kurumları kendi Web varlıklarına ek olarak sosyal sitelerle bağlar oluşturmuş bulunuyordu. Web 2.0 tabanlı sitelerin hizmetleri ücretsiz olduğuna göre, kamu kurumlarının GSA anlaşmasıyla bağlayabilecekleri bir kazanç da söz konusu değildi. O halde GSA’yi devreye girmeye zorlayan ne idi? Yasak haklar ve servis zorunluğu!
Evet, ABD’de bütçesini Federal bütçeden alan, bize uyarlanmış ifadesiyle, harcadığı para TBMM tarafından sağlanan her kamu kurumu, Web’de, kullanıcıların kimliğini belirleyecek bir şekilde etiketleme, işaretleme veya kayıt işlemi yapamaz. Yani Beyaz Saray’ın sitesinden tutun, Başkan Obama’nın Twitter sitesine kadar (twitter.com/barackobama), Dışişleri Bakanlığı sitelerinden, eyaletlerin sitelerine kadar, hiç bir kamu sitesi, ziyaretçisine kalıcı çerez (persistent cookie) yollayamaz. Oysa Web 2.0 sitelerinin hemen hepsi, özel tasarımlar olduğu ve ziyaretçilerini bilmek istedikleri için kalıcı çerez yollamaktan çekinmezler.
Bir diğer husus, bu tür sitelerle yükleyerek, başkalarına açtığınız metin, görüntü, ses ve videoların sahiplik haklarının kimde kalacağı meselesidir. Ayrıca, bu gibi malzemelerin sahiplik hakları veya içerikleri dolayısıyla dava konusu olmaları halinde, yetkili mahkemenin nasıl belirleneceği de ciddî bir soru.
Ayrıntıları açıklanmamış olmakla birlikte, GSA ile Web 2.0 sosyal siteleri arasında yapılan anlaşmaların artık kamu kurumlarının hiç bir çekince olmaksızın sosyal ağlardan yararlanmalarını sağlayacağı duruyurusu, ABD kamu kurumlarının Web 2.0’ye geçişini hızlandıracak demektir.
Kamu kurumları gibi çarkı en ağır dönen varlıklar bile Web 2.0’ye geçişlerini hızlandırıyorlarsa, ve bunu ekonomik-maîi kriz filan dinlemeden yapıyorlarsa, bu durumun bir IT profesyoneli için ortaya attığı gündem maddesi “Ben ne yapıyorum?” sorusundan başka bir şey olmasa gerek.
ABD’de de Türkiye’deki gibi kamu kurumlarının alımlarını kolaylaştıran, toptan alımlarla maliyeti düşürmeye çalışan, Devlet Malzeme Ofisi benzeri kuruluş var:
General Services Administration (GSA) isimli. Şu farkla ki, GSA, Silahlı Kuvvetler dahil, bütçesini parlamentodan alan her kurum ve kuruluşun oturduğu binanın sahibi! Ayrıca mal ve hizmetler ve bu arada bilgisayar dahil her türlü IT donanımı ve yazılı mı bu kurum aracılığıyla satın alınıyor.
GSA’nin kamu kurumlarına sağladığı fiyatları mukayese ederseniz, ABD’de yasama, yargılama ve yürütme organlarının yazılıma kimi zacman öğrenci fiyatıyla sahip olduğunu görürsünüz. Bilgisayarlar da öyle. Piyasada 8 bin dolara satılan 8-çekirdekli bir Mac, alımını GSA listesinden yapan bir kamu kurumuna 6 bin dolara geliyor!
Tasarrufun böylesine yüksek olmasının birinci sebebi, eğer GSA bir kurumla anlaşma yapar ve onu listesine alırsa, bu, o kurumun satışlarında belirli bir düzeyin yıl boyunca garanti edileceği anlamına geliyor. Hele içinde bulunduğumuz kredi bunalımı döneminde, devlet “Bütçede para kalmadı, artık alım yapamayacağım!” demeyeceğine göre, müşterilerin bütçeden sağlanan tahsisatlarının garanti olması, firmalara sürekli bir nakit akışı teminatı sağlıyor. Ayrıca ABD’de alımlarını GSA listesindeki firmalardan yapan kamu kurumlarının alım gücü o kadar yüksek ve her türlü malî krize rağmen o kadar sürekli ki, GSA listesine girmek demek, bir firma için çok önemli bir aşamaya ulaşmak demek. Bu noktadan sonra firmaya düşen görev, GSA listesinde olduğunu tek tek kamu kurumlarına duyurmak, muhtemel müşterilerini bu listedeki rakiplerine göre daha kaliteli mal veya hizmet sunduğunu veya aynı fiyatla daha yüksek kalite sağladığına ikna etmekten ibaret. Evet yolun bundan sonraki bölümü hiç de kolay değil; ama GSA listesine girememiş yüzlerce rakibe göre daha avantajlı bir durumda bulunduğunuz da bir gerçek.
GSA, Facebook ile anlaştı. Böylece, Flickr, YouTube, Twitter, Vimeo ve blip.tv ile yapılan anlaşmalar da dahil, Web 2.0 türü hizmet siteleriyle servis anlaşmalarının tamamlanmış olduğunu açıkladı. Parasal bir kazanç peşinde olmayan kamu kurumları ile ve hizmetlerini parayla satmayan Web 2.0 türü hizmet kurumları arasında GSA’nin ne gibi bir rolü olabilir?
Sosyal ağ sitelerinin, müşterileri arasında çok sayıda kamu kurumu zaten vardı; Beyaz Saray’dan, Amerika’nın Sesi Radyo/Televizyonuna kadar, hemen hemen bütün kamu kurumları kendi Web varlıklarına ek olarak sosyal sitelerle bağlar oluşturmuş bulunuyordu. Web 2.0 tabanlı sitelerin hizmetleri ücretsiz olduğuna göre, kamu kurumlarının GSA anlaşmasıyla bağlayabilecekleri bir kazanç da söz konusu değildi. O halde GSA’yi devreye girmeye zorlayan ne idi? Yasak haklar ve servis zorunluğu!
Evet, ABD’de bütçesini Federal bütçeden alan, bize uyarlanmış ifadesiyle, harcadığı para TBMM tarafından sağlanan her kamu kurumu, Web’de, kullanıcıların kimliğini belirleyecek bir şekilde etiketleme, işaretleme veya kayıt işlemi yapamaz. Yani Beyaz Saray’ın sitesinden tutun, Başkan Obama’nın Twitter sitesine kadar (twitter.com/barackobama), Dışişleri Bakanlığı sitelerinden, eyaletlerin sitelerine kadar, hiç bir kamu sitesi, ziyaretçisine kalıcı çerez (persistent cookie) yollayamaz. Oysa Web 2.0 sitelerinin hemen hepsi, özel tasarımlar olduğu ve ziyaretçilerini bilmek istedikleri için kalıcı çerez yollamaktan çekinmezler.
Bir diğer husus, bu tür sitelerle yükleyerek, başkalarına açtığınız metin, görüntü, ses ve videoların sahiplik haklarının kimde kalacağı meselesidir. Ayrıca, bu gibi malzemelerin sahiplik hakları veya içerikleri dolayısıyla dava konusu olmaları halinde, yetkili mahkemenin nasıl belirleneceği de ciddî bir soru.
Ayrıntıları açıklanmamış olmakla birlikte, GSA ile Web 2.0 sosyal siteleri arasında yapılan anlaşmaların artık kamu kurumlarının hiç bir çekince olmaksızın sosyal ağlardan yararlanmalarını sağlayacağı duruyurusu, ABD kamu kurumlarının Web 2.0’ye geçişini hızlandıracak demektir.
Kamu kurumları gibi çarkı en ağır dönen varlıklar bile Web 2.0’ye geçişlerini hızlandırıyorlarsa, ve bunu ekonomik-maîi kriz filan dinlemeden yapıyorlarsa, bu durumun bir IT profesyoneli için ortaya attığı gündem maddesi “Ben ne yapıyorum?” sorusundan başka bir şey olmasa gerek.
Levent TÜRÜDÜ | 16 Haziran 2009
Gerçekten rüya gibi yazı olmuş.
Ben ülkemizde "Kamu Satınalma Platformu" yani "http://istekli.ihale.gov.tr" web sitesine üye olduktan sonra siteyi ve sistemi beğenmediğim için kendi insiyatifimle en az 15 sayfa yazılım, güvenlik, tasarım üzerine rapor hazırlayarak ilgili kuruma göndermek istemiştim.
İlgili kurumun web sitelerinde bir "e-posta" adresi bile yok. Telefon ettiğimde beni dayak yemekten beter ettiler. Bende başbakanlığa şikayet ettim.
Amerika ile Türkiye arasında zihniyet farkı bu yazı içinde de var. Ben de yaşıyorum.
Yinede memleket bizim. Papaza kızıp oruç bozulmaz :)
Sevgiler Hocam
Ben ülkemizde "Kamu Satınalma Platformu" yani "http://istekli.ihale.gov.tr" web sitesine üye olduktan sonra siteyi ve sistemi beğenmediğim için kendi insiyatifimle en az 15 sayfa yazılım, güvenlik, tasarım üzerine rapor hazırlayarak ilgili kuruma göndermek istemiştim.
İlgili kurumun web sitelerinde bir "e-posta" adresi bile yok. Telefon ettiğimde beni dayak yemekten beter ettiler. Bende başbakanlığa şikayet ettim.
Amerika ile Türkiye arasında zihniyet farkı bu yazı içinde de var. Ben de yaşıyorum.
Yinede memleket bizim. Papaza kızıp oruç bozulmaz :)
Sevgiler Hocam
cemayma | 23 Haziran 2009
selam levent, kimse ilgilenmesede bir sen yorum yazmışsın. devam bir gün senide anlayacaklar eminim..hakkı hocamız da az mücadele etmedi yani..hakkını yemememiz lazım..
(15 sayfa yazılım güvenlik tasarım vs. vs. hazırlayıp gönderdin ha. ee pes doğrusu..)
(15 sayfa yazılım güvenlik tasarım vs. vs. hazırlayıp gönderdin ha. ee pes doğrusu..)




IT sektöründe en iyi saklanan sırlardan birisi gün yüzüne çıkıyor. ...