iPhone’a karşı Android: Hangisi daha iyi?

iPhone’a karşı Android: Hangisi daha iyi?

Mobil cihazlarda iki ana oyuncu arasında seçim yapmak, sizin için en önemli olan özelliğe bağlıdır. İşte doğru karar vermeniz için bilmeniz gerekenler.

Bir tartışma başlatmak ister misiniz? Bunun için yapmanız gereken “En iyisi Android telefonlar”, “iPhone verdiğin her kuruşu hak ediyor”, “Sadece bir budala iPhone kullanır” ya da “Android gerçekten çok kötü” gibi bir cümlelerden birini seçin ve sonra kenara çekilin.

Neyse şimdi tartışmayı bir kenara bırakalım. Aslolan şu ki, hem iOS çalıştıran iPhone’lar hem de Android çalıştıran akıllı telefonların hem iyi hem de kötü özellikleri bulunuyor.

Ve hiç şüphe yok ki, çekişme iki mobil işletim sistemi arasında geçiyor. Tüm alternatifler neredeyse yolun sonuna geldiler. Örneğin Microsoft, geçtiğimiz günlerde “Bu çeyrekte telefon geliri elde etmedik” itirafı yaparken, BlackBerry yalnızca bir marka adı olarak kaldı bu cihazlar da artık Android kullanmaya başladı.

Bugün ve gelecekte görebildiğimiz kadarıyla gerçek seçenekleriniz Android akıllı telefonlar ve iPhone’lar olacak.

Akıllı telefon deneyimini 10 önemli yönü ile ele alıyoruz.

1) Kullanım kolaylığı

İnsanlar Apple ürünlerindeki memnuniyetini söylemekten çokça hoşlanırlar. iOS arayüzünün kullanımı kolay olduğu kesinlikle doğru. Ancak Android arayüzü de öyle. Açıkçası, birini kullanabiliyorsan, diğerini kullanırken fazla sorun yaşamayacaksınız.

Elbette, iPhone on yıl önce ilk kez ortaya çıktığında Windows Mobile ve Nokia Symbian telefonlar ile rekabet etti ve iPhone onları adeta tarumar etti. Cihazın kullanımı rakiplerine nazaran çok daha kolaydı.

Ama bu 10 yıl önceydi. Bugün, kullanım kolaylığı söz konusu olduğunda önde gelen iki telefon işletim sistemini birbirinden ayıran pek bir şey yok.

Görünüm ve ana ekran kurulumunu bu kategoriye koyarsak, Android akıllı telefonlar, sisteminiz ve uygulamaları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmanıza imkan sağlar. Eğer daha fazla kontrol seviyorsanız elbette. Apple’ın sunduğundan – ana ekranınıza fotoğraf koymak gibi – memnunsanız sorun yok ancak şahsen telefonumu istediğim gibi ayarlamaktan hoşlanıyorum ve Android telefonlar bana bunu yapmama izin veriyor.

2) Estetik uygunluk, kalite ve fiyatı

Samsung S7 ve Google Pixel gibi bazı modeller iPhone 7 Plus kadar çekiciler. Apple üretim sürecinin her aşamasını kontrol ederek, iPhone’ların estetik uygunluğuna ve kalitesinden emin olmak için gereken her şeyi yapıyor. Elbette bu hassasiyeti büyük Android telefon üreticileri yapıyor. Ancak yine bazı Android telefonlar gerçekten biraz biçimsiz olduğu da aşikar.

Bunun nedenlerinden biri, Apple’ın lüks telefonlardan başka bir şey yapmaması. “Ucuz” bir iPhone hiçbir zaman olmayacak. Eğer bir iPhone için çok fazla para ödemek istemiyorsanız, tek seçeneğiniz kullanılmış bir iPhone almak olacaktır.

Uygun Android telefonlar da 700 TL’ye kadar bulunabiliyor. Çok mu iyi mi görünüyorlar? Tam olarak değil ancak bir iPhone fiyatının çok altında birçok işi yapabiliyorlar.

3) Zamanında güncelleme

Burası, Apple’ın Android’i hezimete uğrattı bir alan. Apple yeni bir güncelleme ya da yama çıkardığında, tüm telefonlar – hala destek verdikleri- bunu alır. Android telefonlarda ise bu durum biraz belirsiz kalıyor.

Apple’ın kontrol altındaki tüm detayların bulunduğu, iPhone’un aksine, Google, Android için temel işletim sistemini ve bazı programları tedarik ediyor ancak yükseltme ve yamalar konusunda telefon üreticisine bağlı kalıyor. Üst segment telefonlarda, yamalar alma şansına büyük ölçüde erişirsiniz. Diğer tüm akıllı telefonlarda bir güvenlik yamasını bile görememeniz de diğer bir ihtimaldir.
Bir Mobil Koruma sağlayıcısı olan Skycure’a göre, Android cihazların dörtte üçü güncel olmayan güvenlik kullanıyor. Bu rakamın bu derece düşük olmasına biraz şaşırdım. Zira Android cihazların yüzde 90’ının eski yazılım kullandığını düşünürdüm.

iOS 6 ile başlayıp en yeni iOS 11’e geçene kadar büyük bir iOS güncellemesinde bir Wi-Fi sorununa neden olan tek bir zamana dahi şahit olmadım. Android güncellemelerim elbette işe yarıyor, elbette onları alabildiğim sürece…

Ancak üstünlük Apple’da

4) Güvenlik

iPhone’un güvenlik sorunları Android’de olduğu kadar değil. Bu da Google’un uygulama mağazasına izin verdiği uygulamalara Apple’dan daha ilgisiz olmasıyla alakalı. Evet doğru, kötü amaçlı yazılımları Android cihazınızdan uzak tutmanın en iyi yolu uygulamaları yalnızca Google Play Store’dan edinmenizdir. Böyle olsa bile, Google, tüm uygulamaların %0.16’sının kötü amaçlı yazılım içerdiğini de belirtiyor.

Eğer bir iPhone kullanıcıysanız, hemen havalara girmeyin. Kendine çok güvenen bir kullanıcının çok tehlikeli bir program indirebileceği – son derece nadir olmasına rağmen- iPhone kötü yazılımının bir türü mevcut. Ancak yine de iPhone’lar özü itibariyle daha güvenli oldukları kesin.

5) Aksesuarlar

Sizi bilmem ama telefonlarımı diğer aygıtlara bağlamayı sıkça yapan biriyim. Bu tarafta Android daha üstün konumda. Tüm Android cihazlar standart USB bağlantı noktalarını kullandığından telefonunuza bağlayabileceğiniz pek çok cihaz bulabilirsiniz. iPhone’larda bağlanmak için ise özel bir Lightining bağlantısına ihtiyacınız var. Android’in diğer bir avantajı da USB kablolarının ve cihazların Lightning portundan daha ucuz olması.

6) Pil ömrü ve şarj

Bu karar vermesi zor bir alan. Çünkü her Android telefon birbirinden farklı bir performans sunuyor. Kişisel deneyimlerime göre, diğer Android telefonlara karşın Samsung ve Lenovo marka telefonlar çoğu kez iPhone’lar kadar şarj edilmeleri gerekmiyor. Eldeki telefona ve kullanım seviyesine bağlı olarak şarj süresi değişiklik gösterebilir. Dolayısıyla net bir cevap bulmak sanıldığı kadar kolay değil.

7) Bulut entegrasyonu

Hangi platformda çalışıyor olursam olayım, iCloud benim için muazzam bir sorun olmaya devam ediyor. Ve iCloud ile sorun yaşayan bir ben değilimdir diye düşünüyorum.

Buna karşın Android, Google’un uygulamalarını ve servislerini hızlı bir şekilde entegre edebiliyor. İş ve eğlence için Google uygulamalarını her zaman kullanıyorum. Bir Android telefon ile ihtiyacım olan tüm haberlere rahatça erişebiliyorum.

Google Fotoğraflar sınırsız bir saklama alanına sahip ve makul bir temel fotoğraf düzenleyicisi de kullanıcılarına sunuyor. Evet şu kesin ki, iCloud Fotoğraf Kütüphanesi de oldukça iyi ancak cihazlar arasında iCloud erişiminde sorun yaşatmaya devam ediyor.

8) Videokonferans

Google, ses, video ve anlık mesajlaşma uygulaması konusunda bir türlü karar veremiyor gibi görünüyor. Bana kalırsa, Google Hangouts şu an da Google’un ana iletişim uygulaması görevi görüyor ancak yanılıyor olabilirim.

iPhone’larda harika bir videokonferans programı var: FaceTime. Keşke Apple platformlarından daha fazlasında kullanılabilseydi, ancak tüm aileniz ya da çalışma grubunuz Apple kullanırsa, bu mümkün hale geliyor.

9) Kameralar

Ben bir kamera uzmanı değilim, ancak Android telefonların kameraları oldukça uç değişiklikler gösterdiğini biliyorum. Galaxy S7 ile aynı donanımı kullanan Galaxy S8’in, iPhone 7 Plus’un biraz daha gerisinde kaldığı söyleniyor. Elbette, her iki kamera da oldukça iyi. iPhone genel olarak biraz daha iyi ancak Galaxy modelleri de daha geniş açılı lensleri ile selfile’ler tarafında bir adım daha önde.

10) Yazılım seçimi

Bir zamanlar, bir uygulama mağazasında diğerinden daha iyi uygulamalar olduğunu iddia edebilirdiniz. Bu günlerde bu durum artık farklı. Ayrıca Google Play Store’da 2.8 milyon, Apple App Store’da 2.2 milyon olmak üzere çalıştırmak istediğiniz uygulamalar da tükenecek gibi görünmüyor.

Bütçenize ve ihtiyaçlarınıza uygun bir tanesini seçin

Ne yazık ki basit ve herkese uyan tek bir cevap yok. Başta da söylediğim gibi, her iki telefonun kendine göre avantajları ve dezavantajları mevcut. Seçiminizi gerçekten bütçenize uygun olarak ve en çok ilginizi çeken özelliğe göre belirleyin. Benim önceliğim Android olur, ancak bir iPhone tercih ederseniz de sizin asla tartışmayacağım.

 

Facebook Comments
Kategoriler Haber

Yazar Hakkında

Yorumlar

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
Gerekli alanlar işaretlendi *