Kişisel markanızı oluşturmak için atmanız gereken 9 adım

Kişisel markanızı oluşturmak için atmanız gereken 9 adım

Yeni teknolojilerin yükselişi, IT danışmanlığındaki artışla birlikte kişisel markalaşma daha yaygın ve daha önemli bir hal alıyor. Peki nereden başlamalısınız? 


IT’deki rolünüz ne olursa olsun (ister CIO olun ister geliştirici ya da yardım masası teknisyeni) kişisel markanızı geliştirmek ve onu yönetmek uzun vadeli kariyer stratejinizin bir parçası olmalı.
Uzmanlara göre kişisel bir marka sadece LinkedIn profilinizi yönetmekten çok daha fazlasıdır.  Peki nereden başlamalısınız? Kişisel markanızı tepeden tırnağa inşa etmenize yardımcı olacak dokuz adımlı bir planı ortaya koymak üzere kariyer stratejistleri, yazarlar ve endüstri uzmanlarıyla görüştük.

1. En iyi yaptığınız şeyi ve tanındığınız şeyi anlamaya çalışın.
“Sizi benzersiz yapan en iyi bir veya iki satış noktalarınız neler? Diğer insanlar henüz görememiş olsalar dahi masaya getirdiğiniz değeri bilmek zorundasınız çünkü onlar için bir hikaye oluşturmaya çalışıyorsunuz” diyor Rucker.

Bunu yapmak size marka promosyonunuzda daha dürüst olmanıza imkan tanır. Nihai hedef potansiyel işverenlere, “Bu kişi endüstriyi biliyor, geçmişi biliyor, işte geçmişte yaptıkları, bunlar şu anda yaptıkları ve bu yüzden önemli,” dedirtmektir.

Rucker şu örneği veriyor: Starbucks’a bağımsız bir mağaza olarak bakacak olursanız o kahvesiyle tanınıyor. Farklı bir mağazanın içinde olsa dahi, o markanın ne olduğunu bilirsiniz. Bir fincan harika kahve içeceksiniz. “İnsanların o bir veya iki şeyin ne olduğunu bulması ardından bunun üzerinde kendilerini tanımlaması gerekiyor,” şeklinde konuşuyor Rucker.

Rucker, endüstri lideri genel tanımını kullanan kıdemli IT insanlarını gördüğünü, bunun yaygın görülen bir çıkmaz olduğunu söylüyor. Kendilerine nasıl bir endüstri lideri olduğu sorulduğunda, açıklamada güçlük çekiyorlar. Bu itibarla, eğer yeteneklerinizin ne olduğunu biliyorsanız, oldukça özel niteliklerle birlikte bir kişisel marka beyanı yaratabilirsiniz.

2. Endüstrinizle ne kadar ilgili olduğunuzu düşünün.

“İnsanlar halihazırda işe almak ve terfi ettirmek için genel uzmanları değil, konunun uzmanlarını arıyor. Eğer yaptığınız şeyde en iyi olursanız, aranan kişi olacaksınız,” diyor Schawbel.
En iyi yaptığınız bir ya da iki şeye sahip olduğunuzda, bunun potansiyel işverenler için ne kadar önemli olduğuna dair ilişkiyi kurmalısınız. Firmanızdan daha geniş biçimde düşünmeli ve bazen bunu yapmak için endüstriye bütün olarak bakmalısınız. “Organizasyonunuza sürekli olarak ne tür faydalar sağlayabilirsiniz?” diyor Van Vreede.

Rucker aynı fikirde olduğunu, ayrıca sahip olduğunuz değerin ne olduğunu bilmeniz, bunun etrafında işverenlerin size neden ihtiyacı olduğunu gösteren bir hikaye inşa etmeniz gerektiğini ekliyor. “Sizi endüstri için önemli kılan şey nedir? Hikayeyi bu çerçevede açıklayabilmelisiniz. Bu daha çok yeni ve gözde bir aracı bilmekle ilgili değil, endüstride gerçekleşen şeylerin evrimini anlamakla ilgili. Sizin yapabildiğiniz şey sizi kendilerini endüstri uzmanı olarak tanıtan bir sonraki kişiden daha önemli yapmanıza yardımcı olur,” diye konuşuyor Rucker.

3. Sosyal profillerinizi oluşturun
Söz gelimi LinkedIn ve Google+ gibi farklı sosyal ağları kullanın ve kendi online profilinizi oluşturun. “Şu anda kariyerler online olarak gelişiyor. Bu büyük bir değişim. Ben Internet’e global bir yetenek havuzu olarak bakıyorum. Dolayısıyla eğer bir websiteniz veya bu sosyal ağlar üzerinde profilleriniz bulunmuyorsa o zaman siz bu global yetenek havuzunun bir parçası değilsiniz. Kendilerinden bir şeyler öğrenebileceğiniz ve sizi yeni fırsatlarla irtibatlandırabilecek insanlarla network oluşturun,” diyor Schawbel.
Schawbel’in araştırmasına göre kendi sitenize sahip olmak elzem ve WordPress gibi ücretsiz teknolojilerin gelişmesi, nispeten daha kolay hazırlanması dolayısıyla bunu yapmamak için hiçbir neden yok.

4. İçerik oluşturun ve oraya koyun
İçerik oluşturmanın birden çok yolu mevcut. Bir açık kaynak projesine katkıda bulunabilir, bir webcast oluşturabilir, tanıtım dokümanı yazabilir, tercih ettiğiniz sosyal ağda bir grup kurabilir ve ilgili başlıklarda tartışmalara liderlik edebilirsiniz.
“Bloglarla, ilgili içerik toplulukları içinde online gönderilerle yorum yaparak, twitter sohbetlerine katılarak, LinkedIn grup ve forumlarında diğerleriyle bir araya gelerek sosyal medya üzerinden hızlı bir biçimde markanızı inşa edip güçlendirebilirsiniz,” diyor Van Vreede.
Başka birinin bunu sizin yerine yapmasını beklemeyin. “Oraya gidip fırsatlara bakmak zorundasınız; onlar gelip sizi bulmayacak,” şeklinde konuşuyor Rucker. Bununla birlikte uzanılması gereken bazı orijinal yerler öneriyor. Belki siz bir geliştiricisiniz ve bir teknoloji hakkında tanıtım yazısı yazmakla ilgileniyorsunuz. O teknolojiyle ilgili kar gözetmeyen bir çalışmayı belirleyin ve hizmetlerinizi önerin. Bu çalışma size yeni teknoloji hakkında bilgi toplamanıza, bir tanıtım yazısı yazmanıza ve özgeçmişinize değerli bir deneyimi eklemenize imkan tanıyacaktır.
Bir diğer seçenek CMS inşasında (bültenlerin entegrasyonuna imkan tanıyan özel bir modül) yaygın bir problemi nasıl çözdüğünüzü açıklayan bir yazı yazmaktır. Böylece firmanıza üçüncü parti bir bülten hizmetine olan üyeliğinden sağladığınız tasarrufu, bununla birlikte kazanılan ekstra zaman ve enerjiyi ortaya koyabilirsiniz. Çünkü bu sayede insanlar günlük iş akışlarını tamamlamak için farklı sistemlere giriş çıkış yapmak zorunda kalmazlar. Bunu nasıl yaparsanız yapın, ilgi çekici bir içerik oluşturun ve bunu oraya yerleştirerek konuşulmasını sağlayın.

5. İçerik ve markanızı güncel tutun
Uzmanlar, sizin nerede olduğunuzu görmek için Google’da arama yapmanın sizin ne kadar başarılı olduğunuzu görmenin iyi bir yolu olduğunda hemfikir. Eğer planınızı çalıştırıyorsanız bir miktar ilgi çektiğinizi görmeye başlamış olmalısınız ancak bu yolculuğun henüz başlangıcı. “Siz bir kez o profile sahip olduktan sonra onu yönetmek zorundasınız. Bu yalnızca bir haftalığına değil, tüm yaşamınız boyunca olması gereken bir şey,” diyor Schawbel.
Sonuç olarak şöhretinize bel bağlamayın. En iyiler bunu kesinlikle yapmaz. Onlar her zaman kendilerini eğitir ve profesyonel ufuklarını genişletirler ki siz de öyle yapmalısınız. Bunu ara sıra yaptığınız bir şey değil rutininiz haline getirin. İçerik ve profillerinizin bayatlamasına müsaade etmeyin.

6. İnsanlara neden sizin hizmetlerinize gereksinim duyduklarını anlamalarına yardım edin
“CIO’ların kendi yapabileceklerini markalayabilmeye gereksinimleri var ki firmalar onları farklı bir yoldan görmeye başlasınlar,” diyor Rucker. CIO veya kıdemli bir teknoloji çalışanı olarak, etrafınızdaki diğer kişilerle düzenli olarak iletişim kurup yaptığınız şeyin onların işini daha iyi yapmalarına nasıl yardımcı olabileceğini aktarın.
“Dinlemeyi öğrenmeli ve insanlardan onların istedikleri şeyleri çıkartmalı veya firmaların ne istediğini bulmak için araştırma yapmalısınız. Ardından sizin iyi yaptığınız şeyle onların istedikleri arasında bir bağ kurun. Böylelikle geçmişte elde ettiğiniz başarıları onların başarmaya çalıştığı bir hedefle doğrudan ilişkilendirebilirsiniz,” diye sürdürüyor konuşmasını Rucker.

7. Kendi başınıza marka olamazsınız
Etrafınızı en iyi insanlar çevrelemeli. Patron olduğunuzda, sizin için çalışan herkes departmanınızın ve sizin yeteneklerinizin bir temsilcisidir. Gezegendeki anlaşılır CIO olabilirsiniz ama astlarınız yeterince zeki mi?
Rucker bunun önemli bir parçasının kendi markanızı yaşamak olduğunu söylüyor. Eğer istikrarlı bir biçimde ekibinize aslında sizin anlattığınız kişi olduğunuzu ortaya koyabilirseniz, ardından onlar da buna uygun hareket edeceklerdir. “Markanızı ve yaptıklarınızı seven insanları bulun. Bir topluluk oluşturun veya dışarıdan katkı sağlayın ve çevrenizi bu tür insanlarla kuşatın,” diyor Rucker.

8. Tüm etkileşimlerin onlara kendi marka beyanınızı yaşadığınız hissini verdiğinden emin olun
Kişisel markanız bir kez uygulamaya girdiğinde, artık gerçek iş başlıyor. Uzmanlara göre her bir etkileşim etkilenen bireylere yaptığınız şeyin sizin yapacağınızı söylediğiniz şey olduğu ve marka beyanınıza sadık olduğunuz hissini bırakması gerekiyor. Rucker’a göre herkesin nefret ettiği şey, birisinin kendisini büyük veride uzman olduğunu ilan etmesi ancak daha sonra aslında öyle olmadığının ortaya çıkmasıdır.

9. Kişisel markanızla kişisel yaşamınızı ayrı tutun
“Bir kez söz sahibi oldunuz mu, sesinizin güçlü olduğunu fark edeceksiniz,” diyor Rucker. Bu gayet net gibi görünebilir ama kişiler sıklıkla sosyal medya üzerinden hatalı davranabiliyorlar ve kıdemli IT yöneticileri de istisna değil.
Daha sonra cezalandırılabileceğiniz ifadeler kullanmadığınızdan emin olun. Söz gelimi, bir rakip hakkında kötü konuşmak dönüp dolaşıp sizi avlayabilir. Bir yıl sonra o firmada iş arıyor olabilirsiniz. Rucker oraya her ne koyarsanız koyun bu potansiyel olarak tanındığınız şey üzere olsun tavsiyesinde bulunuyor. Dolayısıyla bir sonraki sefer Facebook hesabınıza plaj fotoğrafları gönderirken bunu aklınızda bulundurun.

Kazan-Kazan durumu
Gerçekten önemli olan şey markanızın ne olduğunu keşfetmektir. “Burası en kritik adım. Diğer her şey zaten mevcut; dünya çevresindeki tüm iş panoları, tüm insanlar teknolojiyle birbirine bağlantılı. Var olmayan tek şey kendinizi nasıl konumlandırmak istediğinizi pekiştirme gereksiniminiz,” şeklinde konuşuyor Schawbel. İşte bu onun kişisel marka beyanınızla ilişkilendirdiği şey.
Schawbel’e göre markalaşmış çalışanlarla işverenler arasında şöyle yeni bir kontrat olmalı: Çalışanlar istedikleri yerde ve istedikleri zaman çalışabilmeli, biraz özgür olmalı. Onlar kişisel bir marka inşa edebilmeli ve sosyal ağları firmayı desteklemenin yanında kendi avantajları için de kullanabilmeli. Buna karşın o çalışanların işlerinden mesul olması, işlerinde yukarıdakileri ve daha ötesini sağladıklarından emin olmaları gerekiyor. Bunun işe yaraması için iki tarafın da kazanması şart.

 

 

Facebook Comments

Kategoriler Gündem

Yazar Hakkında

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
Gerekli alanlar işaretlendi *