Yapay zeka teknolojilerinde hangi gelişmeler yaşanıyor?

Yapay zeka teknolojilerinde hangi gelişmeler yaşanıyor?

 Yapay zeka teknolojileriyle ilgili kurumsal alanda ne gibi gelişmeler yaşanıyor? İşte en büyük teknoloji şirketlerinin son çalışmaları…

Bulut altyapısı olmasaydı günümüz yapay zekâ teknolojisindeki aşamaların kat edilmesi söz konusu olmayabilirdi. Fakat bulut altyapısındaki yenilikler ve makine zekâsı konusundaki gelişmeler, müşteri edinilmesinde yeni yöntemlerin geliştirilmesini sağlayan yapay zekâ tabanlı özelliklerin şirketler tarafından dağıtımı çok daha kolay hale getiren en önemli etkenler olarak ön plana çıkıyor. 

Günümüzde pek çok şirketin yoğun CPU/GPU kullanımı gerektiren karmaşık bilgisayar işlemleri, veri operasyonları, analiz çalışmaları ve alışılagelmiş altyapılarda sunucu ihtiyacı olan operasyonları yerine getirmek için bulut tabanlı sistemleri kullandığı bilinen bir gerçek. Yapay zekâ tabanlı sistemlerin farklı model kullanarak “insana benzer” tahminler ortaya koyabilecek niteliklerde olması yüksek bilgi işlem kapasitesine gereksinim duyulan işlemlerle aynı bilgisayar altyapısını gerektiriyor.

En büyük üç teknoloji şirketinin (Google, Amazon ve IBM) yapay zekâ tabanlı teknolojileri sundukları mevcut platformlarda sağlıyor olması bulut altyapısının sınırlarını daha ileri taşımada itici bir güç olarak ön plana çıkıyor.
Bu yıl Google’ın yapay zekâ özellikleri üzerine odaklanmasından “birkaç yıl sonra” mobil dünyadan farklı olarak yapay zekâya öncelik verdiğini açıklaması ve yapılan açıklamanın kısa bir süre sonra Android platformu için Google Asistant’ı duyurması bu alanda pek çok yeni gelişme yaşanacağının işaretlerini veriyor.

Amazon’un CEO’su Jeff Bezos’un sunulan mevcut teknolojilerin yapay zekâya geçiş sürecindeki henüz ilk adımlar olduğunu ifade ediyor. 2015 yılında Amazon tarafından duyurulan ve nesnelerin interneti cihazlarına milyonlarca kullanıcının erişebilmesini sağlayan sesli kontrol cihazı Amazon Echo yapay zekâ teknolojilerindeki ilk ve en önemli gelişmelerden birisi olarak dikkat çekiyor.

IBM’in geliştiricilerin bulut ortamında sezgisel uygulamalar ortaya koyabilmesi adına Watson’un Riziko yarışmasında boy göstermesinin ardından 22’den fazla API sunuyor olması yapay zekâ teknolojileri konusunda IBM tarafından yapılan çalışmaların ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koyuyor.

Sonuç olarak bu üç şirket kullanıcılar tarafından tercih edilebilecek özellikleri kendi uygulamalarında hali hazırda sunuyor olmasıyla yapay zekâ teknolojileri konusunda adından söz ettiriyor. Bu alanda üç şirketin birbiriyle rekabet etmenin ötesinde toplulukların kendi teknolojileri etrafında bütünleşmesi yönünde girişimlerinin olması dikkat çekiyor.

Yapay zekâ özelliklerinin çok yüksek miktarda veriye erişim gerektirmesinden dolayı sağlayıcıyla uzun soluklu çalışmaların yürütülebilecek altyapının oluşturulabilmesi kurumsal alanda yapay zekâ tabanlı ürünlerin seçimindeki önemli konuların başında geliyor. Örneğin, doğal dil işleme teknolojisi petabayt boyutuna ulaşan verileri kullanarak etkin bir metin oluşturulmasını veya analiz yapılmasını mümkün hale getirebiliyor. ABD’deki Memorial Sloan Kettering Cancer Center tarafından onkoloji verilerinin IBM’in Watson altyapısına yüklenmesi aracılığıyla bulgulara dayanan tedavi seçeneklerinin ortaya koyulması dikkat çeken yeniliklerden birisi olarak ön plana çıkıyor. Memorial Sloan Kettering ile birkaç sağlık kuruluşu benzer veriler sağlayarak kanser tedavisinde aşama kaydedilmesi adına çalışmalar yürütüyor. Büyük organizasyonlarının bu tür süreçlere dâhil olması diğer platformlardan verilerin taşınmasında birkaç ayı bulan ve hatta yeni algoritmalar üzerinden çalışılması durumunda çok daha uzun zaman gerektiren süreçleri beraberinde getiriyor.

Kurumsal şirketlerin veri analizi yaklaşımlarını yapay zekâ tabanlı sistemlere adapte etmeden önce yeniden yapılandırması önem taşıyor. Verilerin kullanıcılar ile test edilecek yeni konseptler ortaya koyabilmesi için tıpkı doğada bulunan madenler gibi işlenmesi gerekiyor. Bu konuda atılan ilk adımlar başarılı örnekleriyle kullanıcılar tarafından olumlu karşılanıyor. Örneğin, Volvo, Tesla ve diğer araç üreticileri sürüş verilerini otomatik araç sistemlerinin geliştirilmesinde kullanıyor. Apple, iPhone üzerinde mesaj yazarken bir sonraki kelimeyi tahmin etmek için yapay zekâ algoritmaları kullanıyor. Salesforce yapay zekâ kervanına katılan en yeni sağlayıcılardan birisi olarak ilk yapay zekâ altyapısın kullanan müşteri ilişkileri yönetim sistemi sunuyor.
Yapay zekâ konusundaki girişimlerin şirketlerin yapay zekâ altyapılarına uygun veri toplanması konusunda kullandıkları platformları düzenleyecek adımları atlamış olması süreçlerin başarıya ulaşmasını olanaksız hale getirebilirdi. Şirketlerin veri stratejilerini yeniden oluşturması yapay zekâ tabanlı algoritmaların geleneksel analizlerden farklı olmasını sağlayan ilk adımlardan birisi oldu. Hatta bazı şirketlerin daha kapsamlı ve daha farklı kullanıcı kitleleri tarafından oluşturulan verileri kullanmak adına açık kaynak veri altyapısını kullanmaya başlaması oluşturulan yapay zekâ altyapılarını destekleyen en önemli unsurlar arasında yer alıyor. Bu sayede kazan-kazan felsefesi doğrultusunda yapay zekâ platformlarının tüketicilerin daha yeni teknolojileri kullanabildiği ve şirketlerin yapay zekâ platformlarını daha kapsamlı hale getirdiği bir ortam oluştu.

Kurumsal alanda yapay zeka: Sorumluluk kimde olmalı?

Facebook Comments

Kategoriler Gündem

Yazar Hakkında

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
Gerekli alanlar işaretlendi *