Her türden dış kaynak hizmeti
KoçSistem’le dış kaynak çözümleri konusunda görüştük.
Computerworld Türkiye, 05 Mayıs 2008 / 13:54
KoçSistem, Bilişim 500 listesinin dış kaynak
kategorisindeki sıralamada yaklaşık 22 milyon YTL’lik bir ciroyla kendine 5. Sırada yer buldu. Önümüzdeki yıllarda bu sıralamada yükselmek ya da genel olarak dış kaynak çözümlerinde
daha yukarıya çıkmak için planlarınız neler?
Birol Öztok: Oradaki sıralama aslında tam olarak bizim bulunduğumuz yeri göstermiyor. Ben, işin yapılış şekline, pazarda adreslenen projelere vs. baktığım zaman KoçSistem’in çok daha önde olduğunu görüyorum. Orada yanımda Global Bilgi vardı. 50-60 milyon dolar ciroları var çağrı merkezinden. O da dış kaynak, bizim de dış kaynak. Ama onların IT outsourcing değil, Business Process Outsourcing kategorisinde değerlendirilmesi lazım. İnterpro’da bu kadar detaylı kategorilendirme yapılmıyor.
Dış kaynak işi daha çok alınan kontrat değeri üzerinden değerlendirilir. Yani yıllık yapılan cirodan daha çok buna bakılır. Bizim bu alanda büyümemiz son 5 yılda ortalama yüzde 25. Bu da operasyonları 3-4 senede katladığımız anlamına geliyor. Türkiye pazarının potansiyeline göre çok daha hızlı büyüyoruz. Burada iki şey var: Birincisi, şirketlerin odaklanma stratejisi doğrultusunda iç kaynakla yapılan işlerin dış kaynak modelinde yapılmasına yönelik bir bilinçlenme var. İkincisi, buradaki yetkinlikler gelişti, üçüncüsü altyapılar buna uygun değişti.
Dünyadaki dış kaynak modeli kullanımıyla
Türkiye’deki sistemi karşılaştırabilir misiniz?
Barış Öztok: Dünya ölçeğindeki büyük kontratlar gibi baktığınızda Türkiye’de hala selective outsourcing dediğimiz, belirli alanlarda belirli firmalarla çalışmaya yönelik kontratlar var daha çok. Yurtdışında bu iş mevcut operasyonların devralınması modeliyle yapılıyor. Yani, çok oturmuş bir bilgi teknolojileri operasyonu vardır. Türkiye’de daha çok Business Transformation Outsourcing diyebileceğim, yatırım kaynaklarının dış kaynak modelinde değerlendirilmesi modeli uygulanıyor. Bizim projelerimize veya genel olarak Türkiye’deki projelere baktığınız zaman yeni projelerin dış kaynak modelinde yapılması çok daha ağırlıklıdır. Yüzde 70-80’i böyledir. Yani bir şirketin operasyonunu outsource etme oranınız yüzde 30’dur. Daha çok yeni projeleri dış kaynak modelinde yaparız. Yurt dışında bu sistem tam tersi yönde başladı. Yüzde 90-95’i mevcudun outsourcing’i şeklindeydi.
Yani Türkiye, dış kaynak kullanımında kendine özgü bir sistem geliştirdi diyebilir miyiz?
Birol Öztok: Türkiye’de milyon dolarlık kontratlar büyüktür. Yurt dışında milyar dolarlık kontratlar büyük olarak nitelendiriliyor. Şimdi onlar daha bir selective outsourcing’e dönmeye başladılar. Ben network’ü outsource edeyim, veri merkezini, yazılımları, iki üç firmayla çalışayım mantığındalar. Türkiye’de biz o döngüyü tamamlayamadık. Yani tamamını dış kaynakla çözmek değil, hep selective outsourcing, yani veri merkezi operasyonları, desktop management, network management, application outsourcing gibi farklı alanlarda bu işler gelişti. Şu an büyük proje şeklinde çıkan büyük kapsamlı dış kaynak işi senede 4-5 tanedir. Baktığınız zaman büyük kapsamlı dış kaynak işi ve mevcut operasyonun devralınmasından daha çok, yeni bir yönetimin kararıyla gelir.
Ben IT altyapısını değiştireceğim, bunu komple dış kaynakla çözeyim. Yatırım yapmadan aylık hizmet bedelleriyle bu yapıyı kurulsun ve sürdürülsün şeklindedir.
Geçmişe oranla bakarsak, Türkiye’de
dış kaynak kullanımı nasıl bir seyir izliyor?
Birol Öztok: Yabancıların gelmesiyle, ki bizim sektörümüzde büyük alıcılar finans ve telco’dur. Orada yabancıların ağırlığı arttıkça dış kaynak modeline talep de artıyor. Yabancılarda bu olmazsa olmazlardan biri. İkincisi büyük yerel firmalarda da ciddi bir kârlılık baskısı var. Basel II gibi standartlar, kredi veren kuruluşların değerlendirmelerinde IT hizmet kalitelerini yükseltmeleri gerektiği için onlardan da benzer bir talep söz konusu. Ama daha küçük şirketlerde ya da kamuya baktığınızda kamuda bu tarz proje sayısı son derece sınırlı. Oysa dünyadaki trende baktığınızda dış kaynak firmalarının gelirlerinin yüzde 50’si kamudan gelir. Orta boy şirketlerde ise bilgi teknolojileri olmadan iş yapamayan sektörlerde bu iş daha gündemde. Kontratların Türkiye’deki süresiyle yurt dışındaki durum da farklı. Bizde kontratların yüzde 80’e yakını 3 yıllıkken yurt dışında bu 7-10 yıl arasında değişiyor.
Bu alanda hizmet
almak isteyen firmaların dikkat etmeleri gereken noktalar neler? Birol Öztok: İçeride yönetemediğiniz hizmeti dış kaynak modelinde alırken, bu geçişi çok iyi düşünmeniz gerekir. Birinci koşul içeride ölçülebilir maliyet / hizmet düzeyi yapılarının olmasıdır. Yoksa neyi satın aldığınızı hiçbir zaman karşılaştıramazsınız. Genelde satınalma döngüsünde ençok sıkıntı burada yaşanır. Ayrıca bu, üst yönetimin mutlaka sahiplenmesi gereken bir konudur. IT ekipleriyle değil, IT ekibi ve iş süreç sahipleriyle veya üst yönetimle birlikte karar verilmesi gereken bir süreçtir. Üçüncüsü, IT ekiplerinin bundan endişelenmesine gerek yoktur. Outsource edilen, işin operasyonudur. Halbuki bir şirketteki bilgi teknolojileri ekibi, o şirketin bilgi teknolojilerini nasıl kullanacağını bilen tek ekiptir. Kontrolüm kayboluyor diye bakmamaları gerekir. Bu döngü içerisinde mevcudun değil 5 senelik vizyonu ortaya koyup yola çıktıkları firmayla da stratejik ortaklığa gittiklerini de bilmeleri gerekir. Outsource etmek aynı zamanda belirli konularda o firmaya bağımlılık da getirecektir. O desteği alabileceklerinden emin olmaları gerekir.
Konunun etiketleri: Dışkaynak
Yazıdaki şirketler: Koç Bilgi Grubu
Henüz yorum yapılmamış.


