Teknolojide yerli üretim dönemi!

Teknolojide yerli üretim dönemi!

Lokomotif sektörlerden bilişim ve teknoloji alanında yerli Ar-Ge ve üretimin desteklenmesi ve yapılması gerektiğini söyleyen Karel Pazarlama Direktörü Nurşen Yıldırım, “Hali hazırda Ar-Ge ve üretimle ilgili devletin sunduğu, satılabilir bir ürünün ortaya çıkmasını hedefleyen teşvikler var. Öte yandan, devletin kendi istatistikleri de gösteriyor ki, sonuçlar istenilen düzeyde değil. Bunu iyileştirmenin yolu en başta kendi ürününüzü kendi ülkenizde kullanmanız” dedi.
Derya COŞKUN
1986 yılından bu yana çeşitli teknoloji, özellik ve kapasitelerde PBX sistemleri ve bu sistemlere ait, çevre birimini geliştirip tasarlayan ve üreten Karel, aynı zamanda ürünlerini yurt içi ve yurtdışı pazarlara sunuyor. Bin 500 kişiye istihdam sağladığı bir Ar-Ge merkezi faaliyette olan firmanın, Türkiye’de 650 bini aşkın işletmede sistemleri bulunuyor.
Karel olarak Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerini; kuruluşlarından bu yana bir iş süreci olarak değil, tüm şirket süreçlerini ilgilendiren ve kapsayan stratejik bir faaliyet alanı olarak gördüklerini söyleyen Karel Pazarlama Direktörü Nurşen Yıldırım, Ar-Ge çalışmaları sonucunda yeni projelerle sürekli olarak yukarı doğru çıkacak bir başarı grafiği yakaladıklarını belirtti. Yıldırım, “Tasarladığımız ve pazara sunduğumuz pek çok ürün ve çözüm pazara başarıyla sunuldu” dedi.

“Satış ciromuzun yüzde 10’unu Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyoruz”
Karel’in bilişim sektöründe, konusundaki en yetkin ve sistematik Ar-Ge birimine sahip bir teknoloji şirketi olduğunu ifade eden Nurşen Yıldırım, “Her yıl, üretimden satış ciromuzun yaklaşık yüzde 10’unu Ar-Ge faaliyetlerine ayırıyoruz. Bugün bin 500’ü aşkın Karel çalışanından yaklaşık 170’i Bilkent CyberPark’ta faaliyet gösteren Karel Ar-Ge Merkezinde görev yapıyor. Türkiye’de yabancı ortağı olmayan en büyük haberleşme elektroniği Ar-Ge’si olmasının yanı sıra, askeri elektronik ve endüstriyel elektronik alanlarında Türkiye’de özgün bir konuma sahip” diye konuştu.
“Karel, dünya devi üreticilerle rekabet edebilen, küresel ölçekte, istikrarlı büyüyen, bunlardan çok daha önemlisi onu sürdürülebilir kılmış başarılı bir marka. Ama gerçek başarı zirveye çıkmak değil, istikrarla orada uzun yıllar kalabilmek” diyen Nurşen Yıldırım’a göre, Türkiye sanayileşme evrimine gelişmiş ülkelere kıyasla çok geç başlamış bir ülke. Bu geçiş sürecinde de kalıcı markalar tesis edebilmek, özellikle bunu teknolojiye dayalı bir sektörde gerçekleştirmek daha da anlamlı. Bu noktada Yıldırım; Karel’in başarısının da dünya devi üretici firmalarıyla rekabet edebilen, dünya ölçeğinde istikrarlı büyüyen bir firma yaratmış olmasında yattığını dile getirdi.

“Savunma sistemlerinin yüzde 50’si yerli üretim”
Savunma sanayi çözümlerinin ön plana çıkacağı bir 5 yılın öngörülmesi konusunda ise Yıldırım, savunma sanayinin, ülke için stratejik anlamda önemli olduğu kadar, büyük kaynak ayrılan bir alan olduğuna dikkat çekti. “Bu nedenle, hem güvenlik hem de kaynağın ülke ekonomisinin gelişiminde kullanılması için yerli üretim büyük önem taşıyor” diyen Yıldırım, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın bu konuya titizlikle eğilerek destek verdiğinin altını çizdi. Nurşen Yıldırım şöyle devam etti: “Şu an savunma sistemlerinin yüzde 50’si yerli üretim. Ancak savunma çözümleri geliştirmek zor olduğu kadar, hem özen hem de bilgi birikimi ve deneyim isteyen bir iş. Bu yüzden de başarılı firma sayısı az. Biz bu alana 16 yıl önce alt yüklenici olarak girdik. Bir süre sonra sadece bu işe özel ayrı bir ekip ve Ar-Ge içinde ayrı bir grup kurduk. Ürünlerimizi savunma sanayine uyarladık; örneğin Rugged Santral adını verdiğimiz, sahadaki zorlu koşullarda çalışabilen santral ürünlerini pazara sunduk.

Savunma sanayinde ihracat da önemli bir pazar ve öncelikli hedeflerimiz arasında. Bunun için planlarımız doğrultusunda çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bugün, dayanıklı iletişim santrallarından, Türk Deniz Kuvvetleri ve tersanelerin ihtiyaçlarına göre orta-büyük gemiler için PBX, interkom sistemlerine kadar geniş bir yelpazede ürün sunuyoruz. En son 2016 Ocak ayında, bu yıl 14.’sü gerçekleştirilen TESİD Yenilikçilik Yaratıcılık Ödülleri’nde Büyük Firma kategorisinde ‘Askeri Gemiler için Alarm ve Anons Sistemi’ projemizle ‘Jüri Özel’ ödülü aldık.”

“Sonuçlar istenilen düzeyde değil!”
Savunma sanayiine yönelik çözümlerinin güvenlik ayağını sorduğumuz Nurşen Yıldırım, “Yerli olmak, ürün ve çözümlerimizin kendi Ar-Ge’mizce geliştirilmiş ve kendi tesislerimizde üretilmiş olması güvenliği arttıran unsurlar. Geliştirilen ürünleri yazılım kodunun korunması bir diğer avantaj! Savunma sanayi için üretim yapmak üzere nitelikli ve üst düzey güvenlikli sistemlere ve tesislere ihtiyaç var. Tesis Güvenlik Belgesi gibi güvenlik belge ve sertifikaları gerektiriyor. Karel’in dünya standartlarında güvenlik sertifikalarına ve sistemlere sahip üretim tesislerinde, savunma çözümleri için ayrı bir bölgede ve çok özel koşullarda üretim yapılıyor” şeklinde konuştu.
Ar-Ge çalışmalarına fazlasıyla önem veren bir firma olarak Karel Pazarlama Direktörü Nurşen Yıldırım sektörün gelişimi adına mutlaka yerli Ar-Ge ve üretimin olması gerektiğine işaret etti. Özellikle lokomotif olan bilişim ve teknoloji alanında bu tür çalışmaların daha fazla önem kazandığını söyleyen Yıldırım, “Hali hazırda Ar-Ge ve üretimle ilgili devletin sunduğu, satılabilir bir ürünün ortaya çıkmasını hedefleyen teşvikler var. Elbette rekabetçi ürün sunmak üreticinin sorumluluğunda bir konu… Öte yandan, devletin kendi istatistikleri de gösteriyor ki, sonuçlar istenilen düzeyde değil. Bunu iyileştirmenin yolu en başta kendi ürününüzü kendi ülkenizde, öncelikli olarak da kamuda kullanmanız” dedi.

“Yerli üretimi teşvik, kaynak israfının önüne geçecek!”
“Ar-Ge ve üretim teşvikleri kadar önemli olan bir diğer konu ise ürün satış teşvikleri” diyen Nurşen Yıldırım, gelişmiş ülkelerde bunun bir kültür olarak oturduğunu vurguladı. Yıldırım şöyle konuştu: “Türkiye’de ise devletin bu konuda yerli üretimi destekleyen tavrına rağmen, rasyonel davranarak yerli ürün alan özel sektöre karşı, kamunun hala ithal ürünü tercih ettiği görülüyor. Bu sektör hacim olarak çok büyük, katma değer olarak da çok yüksek getirisi olan bir sektör. Bu sorunla ciddi bir biçimde mücadele edilmesi, devletin bu konuda güçlü bir irade ortaya koyması gerekiyor. Bu kararlılık, hem yatırımları artıracak ve sektörün büyüyüp gelişmesine destek olacak, hem de istihdam ve ekonomik büyümeyle birlikte kaynak israfının önüne geçecek.”

Facebook Comments

Kategoriler Röportaj

Yazar Hakkında

Yorumlar

  1. Ahmet
    Ahmet 29 Haziran, 2016, 08:32

    Her yıl cironun %10’u ar-ge ye ayrılıyormuş. İyi para aslında

    Reply this comment

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.
Gerekli alanlar işaretlendi *