Uzmanına sorduk: BPM mi, SOA mı?
Computerworld Türkiye, 29 Nisan 2008
CW: Tam bu noktada, kafa karışıklığını azaltmaya yönelik olarak BPM iş birimlerinin, SOA da bilgi teknolojilerinin ilgi alanıdır diyebilir miyiz?
Olayı basitleştirme adına bu tarz bir ayrıma gitmek kanımca çok sağlıklı değil. BPM, iş birimlerine çözümün bir parçası olma fırsatını veriyor ki bu oldukça önemli. İş birimleri süreçleri sahiplendikleri oranda toplam çözümün içinde yer alabilirler. Bu durum, iş birimlerinin bilgi teknoloji gruplarından daha üstün bir konuma sahip olduklarını değil, tam tersi değişimin gücünü değere dönüştüren bir uyumun ve işbirliğinin göstergesidir. Kısacası, iki yaklaşımı kesin çizgilerle ayırmak ve işletmedeki değişik birimlere mal etmek yerine ortak hedef için birleştirmek daha yerinde olur.
Peki, bu iki yaklaşımın birbirinden bağımsız olarak uygulamaya alınması mümkün değil mi?
Tabii ki mümkün. Aslına bakarsanız, çoğu kez karşılaştığımız durum bu. Çünkü, üst yönetim ve iş birimleri açısından yatırımların direk geri dönüşü anlamında BPM, SOA’ya göre daha iyi ve kısa vadeli sonuçlar üretiyor. Bu da, BPM uygulamalarının sahip oldukları entegrasyon yetenekleri sayesinde tekil projeler için daha uygun bir çözüm olduğu anlayışını doğuruyor.
Ancak, BPM ile gerçekleştirilmiş proje sayısı ve projeler arasındaki etkileşim arttıkça daha uzun soluklu bir yapı olan ve şirketin genel yapısını etkileyen SOA yaklaşımı kaçınılmaz bir şekilde karşımıza çıkıyor. Tekrar kullanılabilir servis yapıları, hizmeti odak edinen mimari yapılar ve yönetişim gibi tüm uygulama geliştirme stratejisini etkileyen, maliyetleri düşüren ve hizmetlerin pazara sunumunu hızlandıran kavramlar daha da önem kazanıyor.
Türkiye ve dünya genelinde birçok projede karşılaştığımız örnekler ise, henüz iş süreçlerini iyi tanımadan işletmelerin SOA’yı uygulamaya çalışmaları ve SOA’yı bir yazılım uygulama projesi gibi görmeleri. Bu durum, ne yazık ki projelerin IT tarafından yönlendirilmesine, dolayısıyla da sistem bazlı hedeflerin oluşmasına yol açıyor. Sonuçta, varılan nokta ise oldukça iyi çalışan ama ne işletmenin stratejisine ne de iş süreçlerine destek olmayan uygulama siloları oluyor. Bu durumu engellemek için HP olarak, SOA yaklaşımını kademeli ve döngüsel (iteratif) bir yöntemle uygulamaya sokmayı daha uygun buluyoruz.
Olayı basitleştirme adına bu tarz bir ayrıma gitmek kanımca çok sağlıklı değil. BPM, iş birimlerine çözümün bir parçası olma fırsatını veriyor ki bu oldukça önemli. İş birimleri süreçleri sahiplendikleri oranda toplam çözümün içinde yer alabilirler. Bu durum, iş birimlerinin bilgi teknoloji gruplarından daha üstün bir konuma sahip olduklarını değil, tam tersi değişimin gücünü değere dönüştüren bir uyumun ve işbirliğinin göstergesidir. Kısacası, iki yaklaşımı kesin çizgilerle ayırmak ve işletmedeki değişik birimlere mal etmek yerine ortak hedef için birleştirmek daha yerinde olur.
Tabii ki mümkün. Aslına bakarsanız, çoğu kez karşılaştığımız durum bu. Çünkü, üst yönetim ve iş birimleri açısından yatırımların direk geri dönüşü anlamında BPM, SOA’ya göre daha iyi ve kısa vadeli sonuçlar üretiyor. Bu da, BPM uygulamalarının sahip oldukları entegrasyon yetenekleri sayesinde tekil projeler için daha uygun bir çözüm olduğu anlayışını doğuruyor.
Ancak, BPM ile gerçekleştirilmiş proje sayısı ve projeler arasındaki etkileşim arttıkça daha uzun soluklu bir yapı olan ve şirketin genel yapısını etkileyen SOA yaklaşımı kaçınılmaz bir şekilde karşımıza çıkıyor. Tekrar kullanılabilir servis yapıları, hizmeti odak edinen mimari yapılar ve yönetişim gibi tüm uygulama geliştirme stratejisini etkileyen, maliyetleri düşüren ve hizmetlerin pazara sunumunu hızlandıran kavramlar daha da önem kazanıyor.
Türkiye ve dünya genelinde birçok projede karşılaştığımız örnekler ise, henüz iş süreçlerini iyi tanımadan işletmelerin SOA’yı uygulamaya çalışmaları ve SOA’yı bir yazılım uygulama projesi gibi görmeleri. Bu durum, ne yazık ki projelerin IT tarafından yönlendirilmesine, dolayısıyla da sistem bazlı hedeflerin oluşmasına yol açıyor. Sonuçta, varılan nokta ise oldukça iyi çalışan ama ne işletmenin stratejisine ne de iş süreçlerine destek olmayan uygulama siloları oluyor. Bu durumu engellemek için HP olarak, SOA yaklaşımını kademeli ve döngüsel (iteratif) bir yöntemle uygulamaya sokmayı daha uygun buluyoruz.
Konunun etiketleri: SOA
Yazıdaki şirketler: HP
Henüz yorum yapılmamış.


