Yemekler artık güneşte pişiyor
Yemeksepeti.com, bundan böyle sunduğu yemekleri Sun Microsystems sunucuları üzerinde pişirecek…
Computerworld Türkiye, 05 Mayıs 2008 / 14:10
İşte o Yemeksepeti.com’la dergicilik yaşamımda ikinci röportajımı yaptım geçenlerde. O zamanlar site yeniydi ve gelişimini sürdürüyordu.
Bugün baktığımızda aynı gelişim yoluna devam ediyor. Yemeksepeti’nin sessiz ve sakin binasındaki görüşmemize Yemeksepeti.com Bilgi İşlem Müdürü ve aynı zamanda kurucu ortaklardan Melih Ödemiş ve Sun Microsystems Pazarlama Müdürü Seçil Kardaş katıldı.
Oldukça keyifli geçen bu röportajdan çıkan sonuç ise kuşkusuz Yemeksepeti’nin daha uzun yıllar koşar adım büyüyeceği oldu.
Yemeksepeti ile Sun arasındaki bu işbirliği
nasıl ve ne zaman ortaya çıktı?
Melih Ödemiş: Geçtiğimiz yılsonuna doğru bizim bütün sunucuları değiştirmek ve biraz da sistemlerimizi üst seviyeye taşımak gibi bir arayışımız başladı. Çünkü geçen altı senede aldığımız sunucular genelde Intel tabanlı sunuculardı. Bizim kendi hazırladığımız, öyle cok ciddi marka olmayan sunuculardı. Bunları zamanla bir üst seviyeye taşırken, bir de Yemeksepeti'nin yazılımının tamamını tekrardan yazmak gibi bir projemiz var. şu an onunla ilgili son aşamadayız. Bütün bu sistemin üzerinde koşacağı, birbirinin aynı 3-4 tane ciddi, yenilenebilecek en son teknoloji sunuculara geçmek istiyorduk. Bununla ilgili araştırma yaparken Servus'la konuşmaya başladık. Servus'la hem sistem entegretörü olarak, hem donanım hem de yazılım tarafında konuşuyorduk. Bu konuşmalar sırasında bizim ihtiyaçlarımıza cevap verebilecek firmalar arasından kimler bize hakikaten esnek, kolay yönetilebilir, fiyat performans açısından düzgün performans gösterecek makineler sunabilir diye sorduk. Onlar da Sun’ı önerdiler. Bizim aynı zamanda maki
nalarımız Grid Telekom'da tutuluyor. Onların Co-location hizmetleri için Sun kullandığını biliyorduk. Onlarla konuştuk, nasıl memnun musunuz diye. Ondan sonra Sun ile biraraya geldik. Servus tarafında Sun Ürün Müdürü İbrahim Bey yardımcı oldu. Görüştük, hangi üründe çalışmaya başlayacağımıza karar verildi, ardından teklifler getirildi götürüldü, sonunda uygun gördük ve aldık.
Ne zaman tam olarak geçildi Sun’a?
Melih Ödemiş: Sistemler üzerinde çalışıyoruz hâlâ. Tam anlamıyla geçemedik. Son iki aydır ciddi bir yoğunluk yaşadık. Bir türlü burada fırsat bulup da cihazların üzerinde çalışamadık. Diğer taraftan bünyemize katmak üzere sistemci bir eleman aradık ama ancak şimdilerde bir eleman bulabildik. Fakat bazı aksilikler de oldu. Belki duymuşsunuzdur, bundan bir iki hafta öncesinde Endavour diye bir Uluslararası girişmcilik network'üne dahil olduk. Bununla ilgili ciddi bir eleme sürecinden geçtik. Bu yoğunluk haliyle baya bir fokus gerektiriyor.
Dolayısıyla şu anda üzerinde çalışıyoruz, ama kurulumlarda bile hakikaten işi çok kolaylaştıran özellikler var. Cihazların üzerinde Live Sub Manager diye bir uygulama var. Dört tane gigabit Ethernet portunun dışında sadece yönetim için atanmış bir ethernet portu var. Bu Ethernet portunun üzerinden direkt BIOS seviyesinde bir yönetim ana ekranı var. Onun üzerinden de klavye, mouse, ekran ne varsa her şeyi kontrol edebiliyorsunuz. Hatta Office CD'leri vs. her türlü materyali uzaktan gösterip kurulum gibi işlemleri gerçekleştirebiliyorsunuz.
Geçen Sefer sizinle görüştüğümüzde,
2003 senesi olması gerek. Yanlış
hatırlamıyorsam şunu söylemiştiniz;
düz programlama olsun, sitenin tasarımı
olsun şirket bünyesinde yapılıyor. Bu yaklaşım halen devam ediyor mu?
Melih Ödemiş: Bu yaklaşım şimdiye kadar devam etti. Ama bu noktadan sonra açıkçası Yemeksepeti'nin yazılımının yenisini yazarken muhtemelen ilk defa bunu dışkaynak yoluyla çözeceğiz. Çünkü artık yazılım çok karmaşık bir hale geldi. Sektör çok hareketli ve yaratıcı bir sektör olduğu için, ürünleri birebir, ayna olarak online ortama taşımak istediğiniz zaman çok fazla esnek işlem yapmak gerekiyor. 1800 restaurant ile çalışıyoruz. Marka bazında baktığınız zaman yaklaşık olarak 1300-1400 restaurant ediyor. Bunların herbirinde birbirinden farklı fonksiyonlar var. Ürün katalog yönetimi hakikaten normal bir katalog yönetiminden çok daha zor hale geldi. Kampanya yönetmek hakeza öyle. Kampanyaların zamana yayılması, nasıl verdiğimiz, neye göre verdiğimiz birçok diremimiz oldu. Bunları, şimdiki yazılımı yazarken düzgün bir şekilde yazmak, yönetmek, projelendirmek gerekiyor. Bunu yine burada yapabiliriz, ama artık kendi içimizde yapmanın doğru olmadığını düşünmüyoruz. Türkiye’de ciddi anlamada profesyonelleşmiş, çok bü
yük projeler yürüten şirketler var. Bunlarla bu zamana kadar çalışmadık, ama geçtiğimiz iki ay boyunca büyük üç beş yazılım şirketi ile bu konuda konuştuk. Alternatifler şu an ikiye indi. Bunlardan biriyle anlaşıp çalışacağız, fakat bizim kendi bünyemizdeki yazılım ekibimiz çalışmalarına devam edecek. Çünkü zaten Yemeksepeti’nin çağrı tarafındaki yazılımı bir süreç, diğer taraflardaki yazılımlar farklı bir süreç. Birbiriyle entegre çalışan pek çok modül var. Onların bir kısmını kendi bünyemizde tutmaya, geliştirmeye devam ediyoruz.
2003’te ya da daha önce de olabilir.
O zamanki röportaj sırasında arka odadan
sürekli zil sesleri geliyordu. O gün, bunu gelen her sipariş için zil çalıyor şeklinde
yanıtlamıştınız. Yemeksepeti’nin bugün geldiği noktada o zilleri duyamıyoruz sanırım.
Melih Ödemiş: O devirler geride kaldı. Hâlâ öyle mi diye soracaksınız, hayır değil. İlk senenin sonunda günde 150 sipariş alıyorduk. İkinci senenin sonunda bu 450 siparişe çıktı. O zamanlar arka tarafta az kişi olduğu için ofiste sesli uyarı sistemleri vardı. Ama şu an günde 7 binden fazla sipariş alıyoruz. Sadece operasyonda eşzamanlı 14 kişi çalışıyor. Dolayısıyla zile gerek yok. Bu zil, restaurant tarafında devam ediyor. Bir GPRS network’ümüz var onlarla aramızda. Bizden sipariş geldiğinde bu GPRS POS’a bağlı alarm cihazı var, o ötmeye devam ediyor.
Yemeksepeti.com, markasıyla, iş yapış şekliyle kendini Türkiye’de kanıtladı. Yemeksepeti markasını yurt dışına taşıma planları var mı peki?
Melih Ödemiş: Bizim çok uzun zamandır böyle bir planımız vardı. Ama son dönemde yurt dışından ciddi teklifler gelmeye başladı. Hadi şurada yapalım diye bizim de akif arayışlarımız var. Son dönemde bu işe hız verdik aslında. Yurt dışı olsun, ama ülke seçiminden ziyade şehir seçimini tercih ediyoruz. Büyük şehirlerde nüfusun yoğun olduğu bölgelerde, İnternet enflasyonunun büyük olduğu, paket servisin kullanıldığı dünyanın birçok yerinde Yemeksepeti’nin modeli başarıyla uygulanabilir diye düşünüyoruz. Bunun için de araştırmalar devam ediyor.
Sun tarafına dönersek. Nasıl bir
altyapı kuruldu ve bu kurulan sistemin,
Yemeksepeti’ndeki hızlı büyümeyi ne kadar
süreyle karşılaması bekleniyor?
Melih Ödemiş: Yemeksepeti'nin büyümesi her sene yüzde 100’ün üzerindeydi. 2007 ile ilgili ise yüzde 70-80 civarı bir rakam bekliyoruz. Şu an beklentimizin üzerinde gidiyor aslında. Bizim aldığımız cihazlar yüksek kapasiteli cihazlar, bir de bizim şöyle bir avantajımız var. Türkiye'de İnternet'te iş yapan firmalar açısından baktığımızda yüksek trafikli sitelere, popüler sitelere baktığınız zaman Gittigidiyor, Sahibinden, Hepsiburada vs. Bizim onlara göre şöyle bir avantajımız var. Onlarda ziyaretçinin dışa dönme oranı bize göre cok düşük. Çok fazla ziyaretçi var ama sipariş veren kişi az. Öyle olduğunda da inanılmaz bir tafik oluyor ve buna uygun donanım yapısı ve IT ekibi gerekiyor. Bizim avantajımız şu: Yemeksepeti'ne 10 kişi giriyorsa, bunun 4'ü sipariş veriyor. Bizim site içerik sitesi değil, insanlar ürün karşılaştırmaya girmiyorlar. Alışveriş yapacaklarsa giriyorlar, karınları açsa giriyorlar, başka zaman girmiyorlar. Böyle olduğu için de bizim donanım ve bant genişliği ihtiyaçlarımız, diğer bu saydığım
şirketlere göre çok düşük kalıyor. Bu da bize hem maliyet hem de yönetim avantajı getiriyor.
Sun açısından bakarak, Yemeksepeti.com gibi bir proje sizin için hangi açılardan önemli?
Seçil Kardaş: Sun genel olarak klasik Unix sistemlerde, büyük sistemlerde ve Solaris'le biliniyor. Ama son dönemde AMD Opteron işlemcinin alt segmentteki ürünlere girmesiyle bu durum oldukça değişiklik gösterdi. Çok yeni bir duyuruyla yakında buna da değineceğiz. Intel Xeon kanadında da çok yeni açıklamalar yaptı Sun. Aslında Sun konuya şöyle bakıyor: Veri merkezinin tasarımını üçe ayırıyor. Workflow Computing bazında işlemcilerle ve sunucularla pozisyonlamak istiyor. Diyor ki; data ağırlıklı iş yükü var, web ağırlıklı iş yükü var compute incentive İş yükleri var. Ve bunlara göre de bizim sunucu line’ını ayrı şekilde konumlandırıyor. Burada bizim bu ürünlerimiz daha çok compute incentive uygulamalar için ağırlıklı olarak kullanılıyor. Nereler için çok uygun; sanallaştırma, HDC çözümleri ve Web altyapı katmanında çok ciddi avantajlar getiriyor. Grid Telekom tarafına baktığımda Melih Bey'in sorunlarını çözebiliyoruz. Ne istiyor? Yüksek oranda ölçeklenebilirlik, yüksek performans ve yatırım maliyetini korumak is
tiyor. Sun’ın zaten yatırım maliyetini koruma anlamında geçmişten gelen inanılmaz bir güveni var. Güven veriyor kurumlara, çünkü sürekli bu ikili oyunculuğu ön plana çıkarıyor. Solaris'le birlikte de gelen bir şey bu ve çok basit bir işlemci terfisi ile birlikte çok ciddi oranda bir performans artışı sağlanabiliyor.
Bu ürünler ilk çıktığında yapılan benchmark'larla çok net bir şekilde şunu söyledik; bu ürünler, diğer rekabette olduğu ürünlere göre dörtte bir daha az yer kaplıyor, üçte bir oranında daha az enerji tüketiyor ve neredeyse bir buçuk iki kat performans artışı sağlayan ürünler bunlar. Yatırım yapan kişilerin bu değerlere göre değerlendirme yapması gerekiyor. Intel tarafında da çok yeni açıklamalar yaptı Sun. Sun’ın ana hedefi aslında hep dediğimiz gibi Unix ve solaris bazında biliniyoruz ama fakat şu anda konum o değil. Şu anda Sun, hem kaynak kodunun açık olması anlamında, Solaris üzerine konuşuyorum, ücretsiz olması anlamında, işletim sisteminde çok ciddi bir; hem Linux’u destekliyor hem de Linux’a bir alternatif sunuyor. Bu, çok önemli ve bizim ürünler AMD Opteron, Intel ve ultrasparc mimarileriyle geliyor. Sunucular da Solaris, Windows, Linux, VMWare sertifikalarıyla geliyor. Bunlar şu an da bilinmediği için o anlamda çok büyük kurumlar bile şu anda daha low-end ürünlerde Sun'ı düşünmeyebiliyor. Ama çok ciddi bir alternatif konumunda şu an.
Melih Ödemiş: Zaten biz de ilk araştırmaya başladığımızda Servus Sun'ı önerdi. Biz anlamadık nasıl Sun? “Neden ki, biz Windows çalıştırıyoruz” sonradan araştırdık ki gayet düzgün çalışıyor, etraftan da iyi referanslar var. Sonuçta AMD Opteron 64 bit, Windows 2003 çalıştırıyorsunuz ve hiçbir sorun yok.
Sun’ın şöyle bir imajı var yalnız.
Büyük bir firma ve sadece holdinglere,
büyük şirketlere ürün satıyor.
Seçil Kardaş: Şu anda öyle değil aslında. Mesela Solaris tarafında da insanların X64 tabanlı işletim sistemleri var. Ama Solaris'te denemek, kullanmak istiyorsanız, daha önce böyle şanslar yoktu. Ama şimdi bu mümkün. İnsanlar şu an diyor ki, ücretsiz ve açık kaynak kodlu yazılıma doğru ciddi bir eğilim var. Linux çok popüler durumda, fakat şunun da bilinmesi gerekiyor ki; bir grup karar verirken ilerde şuna da bakması gerekiyor; “Tamam ücretsiz, açık kaynak kodlu ve son derece rahat bir şekilde temin edilebilirim. Sadece Linux değil, çünkü kendileri zaten aynı ve birbirini drive ettiği bir işletim sisteminden bahsediyoruz. İlerde çok ciddi bir konu doğduğunda kurumsal bir destek alma aşamasında da Solaris'in ciddi avantajının olduğunu kurumların bilmesi gerekiyor. Şu anda Solaris 10‘u 7 milyon kişi kullanıyor. Hiçbir şekilde de destek almıyor. Zaten Office Solaris versiyonu da var. Ücretsiz bir şekilde temin etti kullanıyor ve destek almıyor. Community’lerden aynı Linux'ta olduğu gibi destek alıyor. Bir sorunu olduğunda onlarla yazışıyor. Fakat bir banka diyebilir ki veya daha önce görüştüğümüz IT manager’larla konuşan arkadaşlarımız diyebiliyorlar ki; "benim bir sorunum var ve bana community’lerde önerilen yirmi çözümü deneyecek vaktim yok ve o anda o sorunumu çözmeliyim dediğinde de, dönüp arkasını kurumsal bir destek bulacağı bir ortam var. Şu anda, insanların tamam, ücretsiz açık kaynak kodlu evet ama bir aşamada destek istediğinde ne olacak yanıtı da aradıklarında bir alternatif olarak Solaris'e de bakmaları gerek.
Sun’ın istediği yaygınlığı artırmak aslında. İlk development aşamasındaki süreci kısaltmak, denenmeyi arttırmak için çalışıyor. Programla ilgili bariyerler indiriliyor. Örneğin Türkiye’de bize kartvizit gönderen kurumlara Solaris'i gönderiyoruz. Açıkçası firmalar tarafından kurulsun denensin, bilinsin diye. Bundan sonra devam ederler etmezler ama sonraki destek aşamasında biz kullanıcının arkasındayız. Ve bu sistem, Solaris 2'den beri, yıllardır devam eden, geriye yönelik uyumluluğun devam ettiği maalesef tek işletim sistemi.
Yeni kurulan sistem Yemeksepeti’ne
ne avantajlar getirdi?
Melih Ödemiş: Öncelikle en büyük fayda siteye ve IT ekibine olacak. Kolay yönetilebilir bir makine olduğu için, bizim gibi işlem hacmi yüksek ama nispeten küçük bir IT yapısı tarafından yönetilen bir sistem olarak baktığınız zaman en büyük avantajı makinelerin uptime’ının yüksek olması. Güvenilir ve kolay yönetilebilir makineler. Hiçbir şeye ihtiyaç duymadan sadece network bağlantısıyla IP üzerinden makineye keyboard, mouse, ekran testi yapıyorsunuz ve bu gerçekten küçük IT ekibi ile yüksek seviyede çok ciddi önem taşıyor. Sonuçta 365 gün 24 saat çalışıyoruz ve 365 gün 24 saat sipariş alıyoruz. Ve bu yemek işi olduğu için kişi bu siteye girdiği zaman aç, ihtiyacını o an gidermek istiyor. Böyle olduğu için bizim birçok e-ticaret sitesinden farkımız var. Çünkü kişi siteye girdiği zaman siteyi çalışır görmesi lazım. Bizim o yüzden hakikaten downtime kalma ihtimalimiz çok düşük. Böyle olduğu için sistemlerin kolay yönetilebilir ve düşmeyen bir yapısı olması lazım. Geçen hafta, bu sıcaklardan dolayı İstanbul'un her yerinde elektirik sorunu yaşanıyor. Mesela veri merkezleri ciddi anlamda klimatizasyon ve soğutma sorunu yaşadı. Geçen hafta Grid Telekom'da da sorun yaşandı. Ama oradaki Sun sunuculara hiçbir şey olmadı. Yüksek ısıda bile hiç sorun yaşamadan makineler ciddi anlamda sorunsuz çalışmaya devam ediyor. Diğer pek çok makina ısıdan dolayı kendini kapatırken, Sun markalı makinelerin kriz durumlarında bile çalışabiliyor olması makineların iyi bir mimariye sahip olduğunu gösteriyor. Makineyi açtığınız zaman, ciddi bir soğutma yapısı var, makinenın içinde özel tasarlanmış bir hava koridoru var. Bunlar hep avantaj. Ana kriter yüksek uptime ve yönetilebilirlik. Ve tabii ölçeklenebilirlik. Yani 3-5 sene sonra ben buradaki makineyi hepten kaldırıp çöpe atıp, yenilerini koymak istemiyorum. Bu makinelerin üzerinde yapacağım birkaç değişiklikle performanslarını yukarı çekebilmek istiyorum. Ki makineler buna çok elverişli.
Konunun etiketleri: İnternet Uygulamaları, İnternet Siteleri
Yazıdaki şirketler: Sun Microsystems, Yemeksepeti.com
Henüz yorum yapılmamış.


