CW Online TR MakalelerAnalizİncelemeRöportajIT PROYazarlarForum

CW e-BÜLTEN
Computerworld'ün konusunda uzman yazarlarından teknoloji dünyasının gelişmelerini takip etmek için e-posta adresinizi yazın, her gün ya da haftalık güncel teknoloji gelişmelerinden ilk siz haberdar olun.
E-posta adresiniz:

"Yeni fikir çıkar, görevini yapar ve ölür"
Netron,Uluslararası İş Geliştirme Direktörlüğüne genç bir isim getirdi: Ayberk Kuday...
Computerworld Türkiye, 22 Mayıs 2008 / 12:53
Yüzünü yurtdışına dönen ve bu alanda yeniden yapılanma sürecine giren Netron Group, Uluslararası İş Geliştirme Direktörlüğüne genç bir isim getirdi: Ayberk Kuday…

İnsanlar tutkularının peşinde koşmalılar mı? Bu sorunun en güzel ve gerçekçi yanıtı Ayberk Kuday olmalı… Netron Group’un yeni Uluslararası İş Geliştirme Direktörü seçilmesinin ardında sadece elindeki diplomaların yeterli kalmadığını; onu tanıyınca öğrendik. Seçilmesinin ve elindeki derecelerin ardında aslında çocukluğundan itibaren hayatının bir parçası olan bilişim ve teknoloji tutkusu yatıyor… Gelin isterseniz; hem kariyerini hem de kendi gözlerinden sektörün durumunu Kuday’ın kendi ağzından dinleyelim…

Biraz kendinizden bahseder misiniz?
Endüstri mühendisiyim. Yıldız Teknik Üniversitesi’ni bitirdim. Okuldan önce de bilgi teknolojilerine özel bir ilgi alanım vardı, üniversitede de bu merakım artık daha çok bir hedef halini aldı. Zaten kişisel merakları profesyonel bir kariyer alanı haline getirmeye Türkiye pek imkân tanımıyor. Fakat endüstri mühendisliğinin şöyle bir avantajı vardı; nereye odaklanırsanız o tarafın yolcusu olabiliyorsunuz. O açıdan geniş bir mühendislik yelpazesi. Makine mühendisi gibi de işletme mühendisi gibi de bakılabilir bir endüstri mühendisine… Bu eğitimi bitirdikten sonra George Washington University’de MBA yaptım. Ama MBA’ın konsantrasyon alanını bilişim şirketleri yönetimi olarak seçtim. Çünkü o dönemde insanlar IT donanımlı yönetici arayışındaydı. Ben de MBA’yi yaparken IT şirketi yöneticisi olmak için gereken eğitimi almayı hedeflemiştim. Ki bu eğitim gerçekten çok iyiydi çünkü o dönem tam da bu sektörün ve şirketlerin büyüdüğü, herkesin parlak fikirlerinin olduğu bir dönemdi. Şimdi küçük firmalar ölmüş olabilir ama o zamanlarda çok iyi fikirlere sahip birçok küçük firma vardı ve devamlı küçük firmalar oluşuyordu. Bu firmalar büyük firmalar tarafından çok yüksek fiyatlarla satın alınıyordu. Ama eğitim sürecinde bir taraftan da bu ortamın nasıl geliştiğini ve değiştiğini; bu küçük şirketlerin doğuşunu satılışını ve sonrasında batışını ve yerlerini yeni doğuşlara bıraktıklarını gözlemledik; bu anlamda önemli bir tecrübeydi. Bu eğitim sonrasında işin teknik kısmında da kendimi eğitmem gerektiğini fark ettim ve bir master daha yaptım. O da Information Systems Developpement alanında oldu. Telekom firmalarına yönelik çalışan bir aracı firmanın içinde çalışmaya başladım. Daha sonra ise Koç Bilgi Grubu’na geçtim. Burada yaklaşık üç yıl çalıştım. Akabinde de işte kendi firmamı kurdum. Kendi şirketimin iki bacağı var: Biri Apple’ın ürünlerine yönelik ayağı, bir diğeri de danışmanlık kısmı. Bu aslında Apple’ın tasarladığı bir formatla Apple ürünlerini satıldığı mağazalar zinciri. Bir tane mağazayla başladık şimdi üç tane daha yeni noktamız var, toplam dört noktaya ulaştı daha da büyüyecek inşallah.

Yazılım sektörüne hem özel ilgi alanınız, hem teknik altyapınız hem de bir yönetici gözüyle bakarsanız; Türkiye’yi global konjonktürün neresinde görüyorsunuz?
Şöyle söyleyeyim; bazı şeyler ABD’de 90’lı yılların sonlarına doğru başladı, para etti, yaşandı, belli bir noktaya ulaşınca yetersiz kalınca da sona erip yerini başka formlara bıraktı… Örneğin amazon.com; ilk çıktığında dahiyane bir fikirdi. İnsanlar kitapçıya gitmek yerine bizden warehouse fiyatından satın alsınlar, hatta onların seçtiğine benzer bir kitabı da biz tavsiye edelim dediler. Bu fikir tam da insanların sanal ortamda alışveriş fikrine sıcak bakamadığı, güvensiz ve çekimser kaldıkları bir dönemdi. Bu anlamda hem güvensizliği kırmıştır hem de pastadan büyük pay alarak yükselmiştir. Sonrasında ise başka lider firmalar tarafından satın alınmış. Şimdi ben kalkıp da internet üzerinden kitap satacağım dersem bu iyi bir fikir değil; bu fikir daha önce çıktı, görevini yerine getirdi ve öldü. Şu anda kitap satacağım diyen biri ya çok değişik bir şey yapacak da satacak ya da satamayacak. Dolayısıyla bu kitap örneği gibi pek çok alanda da örnekler var. Şimdi daha önce denenmiş bazı projeleri alıp Türkiye getirmek başlı başına bir çözüm olamıyor bu açıdan bakıldığında. Çünkü daha önce denenmiş, nerede çuvalladığı ya da ne olursa çuvallamayacağı bilinen projeleri Türkiye’nin dinamiklerini göz önünde tutarak uyarlamak lazım. Bu noktada da hem Türkiye’deki dinamikleri hem de yurtdışındaki bu teknolojilerinin evrimini çok iyi takip edip özümsemiş insanlara ihtiyaç var. Örneğin şimdi online bir kitap seçerseniz evinize gelir, bu var Türkiye’de ama Netrix firmasının yaptığını yapabilir miyiz? Ne yapıyor Netrix? Siz beğendiğiniz filmlerin bir listesini yapıyorsunuz, anında yolluyor, izleyip geri yolladığınız anda diğerini yolluyor. Bunu mükemmel bir lojistik altyapıyla başarıyorlar. Bunu Türkiye’de uygulamaya kalkabilir misiniz? Az maliyetle ve hızlı bir posta altyapısı Türkiye’de olmadığı için bu sistem burada tutmaz. Yani bana gelecek film, ben izleyeceğim sonra içinden çıkan pullanıp hazırlanmış bir zarfın içine koyup yollayacağım, bir günde ulaşacak, ulaşıldığına dair tamam geldiği anda bana bir sonrakini yollayacaklar. Dolayısıyla Türkiye’de aynı sistemi uygularsak batarız. İşte, aradaki farkları görmek projeleri adapte edip etmeyeceğimiz konusunda önemli bir şık. Kaldı ki Netrix de 2005’ten itibaren iş modellerini değiştiriyor. Diyorlar ki neden evine postalıyoruz ki direk adamın evindeki televizyonun içine yollayalım diyorlar. Ama bunu da alıp Türkiye’de uygulayalım dersek onda da çuvallarız çünkü altyapı buna imkan tanımıyor. Kısacası harika fikirler var ama burada uygularken modifie edilmesi gerekiyor. Aradaki fark bu bence… Burada bazı şeyleri hayata sokmak için farklı çözümler gerekiyor. Potansiyel var ama doğru uygulamak lazım. Örneğin posta teşkilatı yetersizse, maliyeti başka yerden kısmalıyız gibi, alternatifler düşünülmeli ki uygulayalım. Ama bazı altyapılara ihtiyaç var ki bazı fikirler burada da oradaki anlamda uygulanabilsin. Bu nedenle çok iyi fikir burada çok iyi bir fikir olmayabiliyor. Önemli olan fikrin başarısı çünkü…

Kuluçka projeyle kastedilen nedir?
Bazı şeyler var ki; bu pazar için daha henüz talep oluşmamız. Ama trendi görüp buna göre bir şey geliştirmek mümkün. Buna göre geliştirilmiş bir şeyi de daha tam olarak talep oturmadan pazara sunmak yanlış olur. Zamanlama çok önemli. Dolayısıyla Türkiye’de yazılım geliştiren bir firma Türkiye pazarı için bu ürünü geliştirmişse bence bu pazar dışını da denemeli. Bu tür bir şey burada henüz kabul göremeyecekken birçok yerde kabul görebilir.

Kişisel yaşam trendleri hakkında neler diyeceksiniz?
Eskiden, yani telefondan başka teknolojik cihazın bulunmadığı zamanlarda insanlar nasıl çalışırlarmış merak ediyorum. Bizim şu anda yarım saatte hallettiğimiz işler için belki bir hafta uğraşmak zorunda kalıyorlardı. Teknoloji insanın ihtiyaç duymasıyla başlıyor. İhtiyaç duyulan hayata uygulanıyor. Şu geldiğimiz noktada artık ihtiyaç duyulan şey şu hale geldi: Bilgiye her an her yerden ulaşmak. Bu, şu anda Microsoft’un da vizyonu. Live platformu da tamamen bunun üzerine kurulu. Bu platform temelinde bir kullanıcıyı her noktada belirleme esasına dayanıyor. Şu an web üzerinden yürüyen sisteme Türkiye’de altyapı yetersizliğinden dolayı geçilemedi; aynı mantığı radyo frekansları üzerinden çok küçük bir ücret karşılığı kişinin saatine de gönderiyor. Yani o kişiye ait bilgiler, hava durumu, borsadaki yatırım bilgileri saatine aktarılıyor. Örneğin spor salonundayım, koşu bandıma bir bilgi düşüyor “eşinin toplantısı uzadı çocuğunu bir saat önce alman lazım” diye. Atlıyorum arabama giderken bu kez arabamın ekranına bilgi düşüyor, yarınki toplantı ertelendi. Yani bilgi her an her yerde size ulaşıyor. İşte amaç bu altyapısı da oturmaya başlamış bir kolaylık. Teknoloji bir sonraki noktaya gittiğinde hayatımız daha da kolaylaşıyor. Altyapı geliştikçe insan olarak verimimiz ve hızımız artıyor. Artık toplantılarımı olduğum yerden yapabilirsem, yüz yüze görüşmelerimi de aynı şekilde yapar hale gelebilirim. O zaman illa belli bir zamanda belli bir yerde olmam gerekmeyecek. Her an katkıda bulunabiliyor olacağım. Her anım verimli olacak.

AYBERK KUDAY kimdir?

1976 yılında doğdu. 1993’te Şişli Özel Terakki Lisesi’ni bitirdi. Aynı yıl Yıldız Teknik Üniversitesi’nin Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü kazandı. Türkiye’deki eğitiminin yanı sıra aynı dönemde ABD’de Yale Üniversitesi’nde kurumsal iletişim konusunda öğrenim gördü. Kuday, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden 1998’de mezun olduktan sona 1998-2001 arasında George Washington Üniversitesi’nde Bilişim Sistemleri Yönetimi odaklı MBA derecesi aldı. 2001-02 tarihlerinde ise George Washington Üniversitesi Bilişim Sistemleri Geliştirme Bölümü’nde master yaptı.
Çalışma hayatına 2000 yılında AT&T, MCI ve Global One gibi büyük müşterilere hizmet veren Sotas Inc. adlı Amerikan firmasında network analisti olarak başladı. 2003’te Koç Bilgi Grubu’na Stratejik Planlama Uzmanı unvanıyla girdi. Burada, Koç Bilgi Grubu şirketleri yöneticileriyle yakın temas halinde çalışarak KoçSistem’in yazılım stratejisinin hazırlanması ve geliştirilmesi, süreçlerinde görevler üstlendi. Ayrıca Koç Bilgi Grubu’nda yeni iş geliştirme projelerinde görev aldı. 2006 yılında kısa bir süre için Migros’ta Yeni İş Geliştirme Bölümü’nde çalıştı. Migros’tayken elektronik ortamda yeni iş alanları geliştirilmesi konusunda çalışmalarda bulundu. Aynı yıl, CPU Bilişim ve Danışmanlık Tic. Ltd. şirketini kurdu ve genel müdürlük görevini üstlendi.

Şimdi ise Netron Group Uluslar arası İş Geliştirme Direktörü…


Konunun etiketleri: Uygulamalar

Yazıdaki şirketler: Amazon.com, Koç Bilgi Grubu, Apple, Netron


Henüz yorum yapılmamış.
Siz de yorumlayın:
İsminiz:
Yorumunuz:



WHITE PAPER
RFID Nedir?

(Kaynak: Koçnet) RFID sayesinde etiketleme teknolojilerinde büyük bir devrim gerçekleşiyor. Yalnızca perakende sektörü değil, hemen hemen tüm sektörler RFID'den fayda sağlıyor. RFID hakkında bilmek istediğiniz herşey bu dosyada.

İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN
Röportaj Bölümündeki En'ler

CW ONLINE GALERİ

Enteresan Sistem Odaları
COMPUTERWORLD FORUM
PC WORLD GÜNDEMİ
Facebook 100 milyona ulaştı. Ama...
Son zamanlarda gözümüzden düşen ve eskisi kadar bizi sarmayan Facebook, ilginç bir açıklama yaptı.
Maymuncuk gibi adaptör
Tunçmatik, her marka için uyumlu olarak geliştirdiği yeni dizüstü adaptörlerini pazara sunuyor.
Nokia'nın yeni canavarı
Nokia'nın yeni cep telefonu özellikleri ve tasarımıyla ortalığı kasıp kavurmaya hazırlanıyor.
Mrs. IFA 2008 göz kamaştırıyor
Mrs. IFA 2008 göz kamaştırıyor
Nokia'nin iki yeni bombası
Nokia'nin iki yeni bombası

(c) 2008 DÜNYA AKTÜEL A.Ş. / IDG
Computerworld Online'ın Türkiye yayın hakları Dünya Aktüel A.Ş.'ye aittir. Computerworld, bir International Data Group, Inc (IDG) yayınıdır. Merkezi Boston'da bulunan IDG, bilgi teknolojisi konusunda dünyada en geniş kitleye ulaşan kuruluştur. BT sahasında dünyanın en önce gelen yayıncılık, araştırma, konferans ve fuarcılık şirketi olan IDG, 80 ülkede 300 bilgisayar gazetesi ve dergisinin yayıncısıdır.

Sitelerimiz: pcworld.com.tr | computerworld.com.tr | dunya.com | dunyastore.com          IDG Siteleri: pcworld.com | pcwelt.de | computerworld.com | computerwoche.de